Travma Sonrası İyileşme: Deprem Özel Rehberi

Hepimiz ülke olarak çok zor günlerden geçmekteyiz. Yaşadığımız bu büyük felaket hepimizi oldukça derinden etkiledi ve üzdü. Toplum olarak maddi ve manevi olarak çok fazla kayıp verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Bizler Haziran Psikoloji ekibi olarak bu zor günlerde toplum olarak yaşadığımız ve ilerleyen süreçlerde de yaşamamızın muhtemel olduğu süreçler hakkında sizleri yeterliliğimiz ve uzmanlıklarımız doğrultusunda bilgilendirmek istedik… 

Deprem sürecinde birçok kişi ailesini, yakınlarını, sevdiklerini, evlerini ve maddi olarak da birçok şeyini kaybetti. Bu sebepten ötürü gerek depremzedelerin gerek bu felakete maruz kalanların verdiği tepkilerin ve sergilediği davranışların, afet gibi anormal bir duruma verilen normal tepkiler olduğu unutulmamalıdır. Yıkımın getirdiği travmatik deneyim ve verilen kayıpların haricinde hava şartları ve yaşamı sürdürmek için gerekli olan temel ihtiyaçların kısıtlılığı süreci çok daha zorlaştırdı ve olumsuz yönde etkilemeye devam etti. Kahramanmaraş merkezli bu deprem, depremi yaşayanların beden bütünlüğü ve ruhsal sınırlarını doğrudan, depremi yaşamasa dahi başkalarından duyan, sosyal medyadan takip eden, haber kanallarında deprem görüntülerine maruz kalan kişilerin de dolaylı olarak ruhsal sınırlarını tehdit eden bir olaydır. Dolayısıyla yaşanan deprem tüm toplumun psikolojik sınırlarını tehdit eden bir olaydır. Bu tehdit psikoloji literatüründe psikolojik travma olarak adlandırılır. 


TRAVMA NEDİR?

          Travma, “kaza, tecavüz, doğal afet gibi şok etkisi yaratan olaylara verilen duygusal tepkiler” olarak tanımlanabilir. Travmatik olay ise kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü, yaşantısını, sevdiklerini, dünyaya olan inançlarını tehdit eden olaylar bütünü olarak nitelendirilebilir. Travmatik olay sonrası bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşantısında birçok değişiklik meydana gelebilmektedir. Tüm bu değişiklikler sonrası kişide Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) meydana gelebilir. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, yaşadığımız deprem gibi travmatik olaya dolaylı maruz kalan herkes Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) oluşturmasa da doğrudan maruz kalan kişilerin büyük bir kısmında Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)oluşma olasılığı oldukça yüksektir. Travmatik olaylar üç ana başlıkta sınıflandırılır:

1.) İnsan eliyle kasıtlı oluşturulan olaylar (işkence, tecavüz, savaş, terör eylemleri vs…)

2.) İnsan eliyle kazayla meydana gelen olaylar (iş kazaları, trafik kazaları, doğalgaz patlamaları, yangınlar vs…)

3.) Doğal afetler (deprem, sel, tsunami, çığ, orman yangını, heyelan vs…)


KİMLER TRAVMATİZE OLABİLİR?

Travmatik bir olayın kişide travmatik bir etki yaratabilmesi için kişinin bu travmatik olayla doğrudan teması şart değildir. Travmatik olayı doğrudan yaşamayan ancak yakınının başına gelen, travmatik olaya tanıklık eden, travmatik olayın duyumunu alan ya da sosyal medyadan travmatik olaya ilişkin görüntülere ve videolara tanıklık eden bireylerden bazıları da travmatize olabilir. 

Travmaya maruz kalan kişiler, kişisel, biyolojik ve toplumsal etkenler doğrultusunda travmanın tipi, travmanın yaşanma biçimi, travmanın şiddeti baz alınarak çeşitli tepkiler verebilirler. Tüm bunların sonucunda travmayla doğrudan ya da dolaylı ilişkili olmak üzere birçok ruhsal bozukluk ortaya çıkabilmektedir.


TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU (TSSB) NEDİR?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), travmatik bir olay veya travmatik yaşantıdan sonra meydana gelebilen bir bozukluktur. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtileri travmatik olaydan hemen sonra ya da travmatik olay yaşandıktan sonra birkaç ay içinde de ortaya çıkabilir.  Travma Sonrası Stres Bozukluğu ’nun (TSSB) belirtileri şu şekildedir: 

- Travmatik olayı sürekli yaşıyormuş hissi

- Çevreye karşı ilgisizlik

- Kendini başkalarına yabancı hissetme

- İnsani ilişkiler kurarken duygusal tepkilerde belirgin azalma 

- Çevresel uyaranlara karşı aşırı duyarlılık, irkilme 

- Travmatik olayla ilgili rüyalar, kabuslar görme 

- Uyku bozuklukları geliştirme

- İştahta belirgin azalma

- Suçluluk duyguları besleme ve işlevsellikte belirgin azalma 


Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ‘nda bahsedebileceğimiz üç adet temel özellik vardır. Bunlardan ilki ruhsal olarak aşırı uyarılmışlık hissidir. İkincisi, stres verici travmatik olayın tekrar tekrar hatırlanması; üçüncüsü de travmatik olayı hatırlatan şeylerden kaçınmadır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) geliştiren çoğu bireyde bir hissizlikten, duygusal küntlük ve aktivitelere karşı yoğun ilgisizlikten söz edilebilir. Ancak her bireyin travmatik olaya vereceği reaksiyonları ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) sürecini dışa vurumu elbette ki farklılık gösterecektir. Eğer travmatik olay sonrası belirtiler altı ay ve daha uzun süredir devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurunuz.


DEPREM SONRASINDA TRAVMA İLE NASIL BAŞ ETMELİYİZ?

İçinde bulunduğumuz bu dönemde travma geliştiren ya da geliştirmesi muhtemel birçok insan bulunmaktadır. İlk olarak yapmamız gereken travmatik olayı yaşantılayan kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamak olacaktır. 

Kişiyi şu an yaşama bağlayan ve güvende hissetmesi için bütün etkenler ve kaynaklar göz önünde bulundurulmalıdır. Bireye sakin ve güvenli bir ortam oluşturmak bu noktada oldukça önemlidir. Akabinde, kişinin artık güvende olduğunu ve onun yanınızda olduğunuzu hissettirebilirsiniz. Örneğin: “Evet, çok zor bir şey yaşadın ve belki birçok kayıp verdin ama şu anda güvendesin, ben senin yanındayım, ne hissettiğini bilemem ama seni anlamaya çalışmak ve sana yardımcı olabilmek için buradayım. Bu bir süreç ve elimizden geleni yapmaya çalışacağız.” Bu cümle oldukça güven veren ve kişiye onun yanında olduğunuzu hissettirecek bir cümledir. Ona “seni anlıyorum” demek doğru olmaz çünkü ne yaşadığını tam olarak yaşamadan kişiyi anlayamayız. Ancak kişiyi “anlamaya çalışabiliriz”. Acısı olan ve hala çok büyük sıkıntı ve korku içerisinde olan birine “ağlama” demek pek gerçekçi olmayacaktır. Bu süreçte sağlıklı olan; kişinin acısını ağlayarak, feryat ederek, sessiz kalarak, yalnız kalmaya çalışarak özetle kendi yöntemleriyle, gönlünce yaşayabilmesidir. Birden ağlamaya başlayan ya da ağlama krizine giren bir depremzede ile karşılaştığımızda kişiye “Şşşttt ağlama geçti artık bak güvendesin” demek yerine “Evet çok üzgünsün biliyorum, senin gibi bizler de çok üzgünüz ve senin yanında olmaya çalışıyoruz. Ağlamak kötü bir şey değildir, içini dök ve rahatla.” Diyerek ona duygularını yaşama fırsatını rahatça sunabiliriz ve ayrıca talep ederse fiziksel temas da kurulabilir. Bir deprem sonucu kendinizi en güvende ve ait hissettiğiniz yeri, yani evinizi, yakınlarınızı, sevdiklerinizi, beden sağlığınızı, herhangi bir uzvunuzu kaybettiğinizi düşünün… Bu durumda ağlamak, feryat etmek, üzülmek hatta sürekli o kayıpları düşünmek ve o anki resimleri tekrar tekrar zihinde canlandırmak, şükürle karışık suçluluk hissetmek gerçekten anormal midir?... 

DEPREM SÜRECİNDE ÇOCUKLAR 

Çocukların bu süreci atlatmalarında eğer ihtiyacı olan o anki duygu ve düşüncelerini paylaşmaksa buna izin vermeliyiz. Bu durum özellikle çocuklar için oldukça kritiktir. Depremi yaşayan bir çocuğu daha fazla etkilenmesin diye konuşmasına ve duygularını ifade etmesine izin vermemek süreci uzatacaktır. Bu süreçte en önemli kaynaklardan biri sosyal destektir. Çocuğun içe çekilme ve hayattan kaçma davranışlarının yanı sıra kendini yoğun stres altında hissettiğinde gevşeme egzersizi veya fiziksel aktiviteler yaptırmak gibi çeşitli müdahalelerde bulunulabilir.

DEPREMZEDE ÇOCUKLARDAN GELEBİLECEK SORULARA CEVABIMIZ NASIL OLABİLİR?

(Bu sorular ve verilebilecek cevaplar yaş grubuna ve duruma göre değişkenlik gösterebilir. Aşağıdaki sorulara verilen cevaplar değişkenlik göstermekle beraber genel olarak 5 yaş ve sonrasını kapsamaktadır. Cevaplar çocuğa göre sıfat eklemeleriyle verilmek istenen mesajdan saptırılmadan yumuşatılabilir.)

- Evime dönebilecek miyiz?

Evini çok özlüyorsun. Herkes evini özler. Biliyorsun ki büyük bir sarsıntı yaşadık ve evin hasar aldı/yıkıldı. Bu yüzden evin şu an içine girmek için uygun değil çünkü güvenli değil. (Eğer yatışmaz ve sormaya devam ederse: “Eviniz onarılana kadar başka bir yerde kalmanız gerekiyor” ya da “Artık eski evinizde yaşayamayacaksınız, başka bir evde yaşayacaksınız çünkü eviniz hasar aldı”.

- Annemi ya da babamı bir daha göremeyecek miyim?

(Bu soru oldukça kritik bir sorudur ve cevaplanması için uygun ortam ve koşullar sağlanmalıdır. Mümkün olduğunca az kişinin bulunduğu ve çocuğun güvende hissettiği yerde, güvendiği kişi tarafından açıklanmalıdır.)

Anneni ve babanı çok seviyorsun ve özlüyorsun. Onlar da seni çok seviyorlar ve özlüyorlar ama maalesef onlar öldü ve artık burada olamayacaklar. Ama biz yine de onları sevmeye devam edeceğiz. Onlar da seni sevmeye devam edecekler. Onlar hep senin kalbinde olacaklar. 

- Ölüm ne demek?

(Bu soru oldukça kritik bir sorudur ve çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine göre değişkenlik gösterir.) 

Ölüm, ölen kişiyi bir daha göremeyeceğimiz ve ona dokunamayacağımız anlamına geliyor. Yani o kişi öldüğü için artık burada olamayacak. Ölen kişileri özleriz, görmek ve onlara dokunmak isteriz ama maalesef bu mümkün olmaz. Ama onları sevmekten ve özlemekten vazgeçmeyiz. 

NOT: 5 yaş ve altındaki çocuklar (değişkenlik göstermekle beraber) ölümün tam anlamını, özellikle de bunun bir son olduğunu ve herkesin başına geldiğini kavrayamayabilirler.

- Her şey eskisi gibi olacak mı?

Şu an çok fazla şey değişti ve bu yüzden endişelisin. Her şey tam anlamıyla eskisi gibi olmayacak ama bazı şeylerin düzelmesi zaman ister. Bu bir süreç ve düzelmesi için hepimiz elimizden geleni yapacağız. 

- Bir daha deprem olur mu?

Deprem seni çok korkuttu, bir daha olmasını istemiyorsun. Ancak depremin bir daha olup olmamasına kimse karar veremez, nasıl ki yağmurun ve karın yağması, gök gürlemesi doğal bir olaysa yani bizim kontrolümüzün dışındaysa deprem de aynı onlar gibi. Ancak tedbir alıp daha iyi hazırlık yapabilirsek depremden daha iyi korunabiliriz.

- Okuluma ne oldu? Ne zaman okumula gideceğim?

Okulunu çok özlüyorsun. Biliyorsun ki büyük bir sarsıntı yaşadık ve okulun hasar aldı/yıkıldı. Bu yüzden okulun yeniden yapılması gerekiyor. Okul tamir edilip güvenli olana kadar sabredeceğiz. 

- Oyuncaklarımla bir daha oynayabilecek miyim?

Oyuncaklarını çok seviyordun ve onları özlüyorsun. Oyuncaklarını bulabilmemiz oldukça zor. Aynılarıyla tekrar oynayamayabilirsin ama sana benzer oyuncaklar bulabiliriz ya da yapabiliriz.

- Annemle babam sürekli ağlıyorlar, düzelecekler mi?

Annen ve baban üzülüp ağladıkları için üzülüyorsun ve onlar için  endişeleniyorsun. Ama onlar da herkes gibi bu olayı yaşadıkları için üzgünler. Ağlamak normal bir şeydir. Üzgünken çoğumuz ağlayabiliriz, senin de üzgünken ağladığın zamanlar olmadı mı hiç? Ama sonra üzüntün geçti ve ağlamadın, onların da üzüntüleri geçtiği zaman artık ağlamayacaklar. 


ÖNEMLİ NOTLAR

1-) Çocuklara karşı net olmak önemli. Bazı belirsiz durumlar olabilir, sizin de cevabını bilmediğiniz sorular olabilir. Ancak bu tarz durumlarda çocuğu kandırmak ve sırf üzülmesin diye geçiştirmek ya da yalan söylemek yerine açıkça şu an için bu sorunun cevabını bilmiyorum demeniz çocuk için çok daha iyidir. Çünkü temelde çocuklarda huzursuzluk, güvensizlik ve kaygı yaratan şey belirsizliktir. Ancak içinde bulunulan durumda da belirsiz olduğu için gerçekten huzursuzluk ve kaygı yaratabilecek birçok faktör vardır. Bu sebeple çocuğun bu gerçek kaygıyı yaşamasını yalan söyleyerek ya da geçiştirerek önlemeye çalışmak yerine, bu gerçek kaygıyı yaşarken yanında olduğunuzu hissettirmek daha gerçektir ve esastır. 

2-) İnsan zihni temelde, yaşadığı kayıplara, travmalara, normal dışı durumlara er ya da geç uyum sağlamaya programlıdır. Yani, aslında amaç kişilerin yeni koşullara uyum sağlamalarına yardım etmek ve bu süreci kolaylaştırmaktır. Fakat bu yeni koşullara uyum sürecinde, gerçekleri çarpıtmak, yalan söylemek veya geçiştirmek kişilerin, özellikle de çocukların kabul süreçlerini sekteye uğratacak ve uyum sürecini baltalayacaktır. ANI KURTARMAYA ÇALIŞMAYIN!

3-) İnsan zihni travmalara ve koşullara uyum sağlamaya programlı olsa da bu uyum süreci kişiden kişiye değişkenlik gösterecektir. Bu noktada, onlara zaman vermek, sabretmek ye yanlarında olduğunuzu hissettirmek önemlidir. 

4-) Yaşadığımız bu büyük felaket sonucu kendisi kurtulmuş olsa dahi yakınlarını, evini ve tüm varlığını kaybetmiş birçok insan var. Biz destek olmaya çalışanlar olarak kayıp yaşayan kişilere karşı kendi duygularımıza tahammül etmeliyiz. Örneğin depremde kendisi ve annesi kurtulmuş fakat babasını kaybetmiş birini düşünelim. Bu kişiye “Tamam bak babanı kaybettin çok acı ama bak en azından kurtuldun, annen de kurtuldu şükret sen yine şanslısın” demek pek gerçekçi olmayacaktır. Çünkü kişi, tüm şükredilmesi gereken şeylere rağmen ailesinden birinin kaybını yaşamıştır. Bu durumdaki kişi üzülecek, ağlayacak, feryat edecek ve elbette isyan edecektir. Onun üzüntüsü ve isyanı bizi de üzecek, elinde kalanlarla teselli etme davranışına itecektir ancak bu bir sonuç vermemekle birlikte kişinin kendisini anlaşılmamış hissetmesine de sebep olacaktır. Bu yüzden, bu gerçek, üzücü, kayıp içeren olaya kişinin uyum sağlamasına yardımcı olmanın yanında biz de kendi hissettiğimiz rahatsız edici hislere tahammül etmeliyiz. Belki de sıfır noktasındaki yardım ya da destek ekibinin içinde olmanın en büyük zorluklarından biri bu olabilir. 

Son Yazılarımız

Son Yazılarımız

Psikoloji alanındaki en son yazılarımızı inceleyin.

Psikoloji alanındaki en son yazılarımızı inceleyin.

Online Terapi ve Yüz Yüze Terapi: Size hangisinin daha uygun olduğuna kara verebilmeniz için avantajların ve dezavantajların listelendiği bu yazımızı okuyabilirsiniz.

Ergenlerde Teknoloji Bağımlılığı
Ergenlerde Teknoloji Bağımlılığı

Ergenlerde teknoloji bağımlılığına karşı aileler ne yapmalı? Belirtiler, nedenler ve etkili çözüm önerileriyle ebeveynler için rehber niteliğinde bir makale.

Terapi Süreci: İlk Görüşmeden İyileşmeye Giden Yol
Terapi Süreci: İlk Görüşmeden İyileşmeye Giden Yol

Terapi sürecinde neler yaşanır? İlk görüşmeden son seansa kadar terapi deneyimini ve size sağlayacağı faydaları keşfedin.

Online Terapi ve Yüz Yüze Terapi: Size hangisinin daha uygun olduğuna kara verebilmeniz için avantajların ve dezavantajların listelendiği bu yazımızı okuyabilirsiniz.

Ergenlerde Teknoloji Bağımlılığı

Ergenlerde teknoloji bağımlılığına karşı aileler ne yapmalı? Belirtiler, nedenler ve etkili çözüm önerileriyle ebeveynler için rehber niteliğinde bir makale.

Şimdi Bize Ulaşın.

Duygusal sağlık yolculuğunuza izmir psikolog ekibimizle başlayın.

İzmir Psikolog, Karşıyaka Psikolog ve Bostanlı Psikolog ekibimiz ile hizmet sunuyoruz.

Sitede yazılan tüm makale içerikleri bilgilendirme amaçlı olup tavsiye ya da tedavi önerisi niteliğinde değildir. Tanı ve tedavi için hekime başvurunuz.

© 2025 Haziran Psikoloji. Tüm Hakları Saklıdır.

Şimdi Bize Ulaşın.

Duygusal sağlık yolculuğunuza izmir psikolog ekibimizle başlayın.

İzmir Psikolog, Karşıyaka Psikolog ve Bostanlı Psikolog ekibimiz ile hizmet sunuyoruz.

Sitede yazılan tüm makale içerikleri bilgilendirme amaçlı olup tavsiye ya da tedavi önerisi niteliğinde değildir. Tanı ve tedavi için hekime başvurunuz.

© 2025 Haziran Psikoloji. Tüm Hakları Saklıdır.

Şimdi Bize Ulaşın.

Duygusal sağlık yolculuğunuza izmir psikolog ekibimizle başlayın.

İzmir Psikolog, Karşıyaka Psikolog ve Bostanlı Psikolog ekibimiz ile hizmet sunuyoruz.

Sitede yazılan tüm makale içerikleri bilgilendirme amaçlı olup tavsiye ya da tedavi önerisi niteliğinde değildir. Tanı ve tedavi için hekime başvurunuz.

© 2025 Haziran Psikoloji. Tüm Hakları Saklıdır.