duygusal körlük (aleksitimi) ve duygularını tanımlamakta zorlanan kişi

Duygusal Körlük (Aleksitimi), duyguların tanımlanması ve ifade edilmesi konusundaki yetersizlik ile karakterize edilen bir durumdur. Duygusal Körlük (Aleksitimi) yaşayan bireyler duygularını tanıma, ayırt etme ve ifade etme durumlarında oldukça güçlük çekerler. Teknolojinin gelişmesi ve sosyal temasın azalması doğrultusunda sosyal uyaran eksikliğine bağlı birçok bireyde rastlanan ancak göz ardı edilen veya gözden kaçan Duygusal Körlük olarak ifade edilen Aleksitimi, ergenlikte başlayan ve üzerine düşülmezse ömür boyu devam edebilecek, hayatımızı ve ilişkilerimizi oldukça olumsuz etkileyebilecek bir durumdur. 

Duygusal körlük yaşayan kişiler çoğu zaman “Bir şey var ama ne olduğunu bilmiyorum” şeklinde bir iç karmaşa tarif edebilirler. Hislerini bedensel yakınmalarla ifade ediyor olabilirler; örneğin gerginlik, sıkışmışlık ya da huzursuzluk hissedip bunun hangi duyguya karşılık geldiğini adlandıramayabilirler. Bu durum, özellikle yakın ilişkilerde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Karşı taraf duygusal mesafe ya da ilgisizlik algılarken, kişi aslında yalnızca ne hissettiğini çözemiyor olabilir. Zamanla bu ifade güçlüğü, içsel bir yalnızlık hissini de beraberinde getirebilir.

Bazı kişiler için duygularla kurulan mesafe çocukluk yıllarında fark edilmeden öğrenilmiş olabilir. Özellikle duyguların konuşulmadığı, “güçlü olmalısın” ya da “duygusal davranma” mesajlarının verildiği ortamlarda büyüyen bireyler, zamanla hissetmek yerine işlevsel olmaya odaklanmış olabilirler. Çocukken anlaşılmayan ya da karşılanmayan duygular, yetişkinlikte de tanınması zor sinyaller haline gelebilir. Bu nedenle duygusal körlük çoğu zaman eksiklikten çok, bir dönem işe yaramış bir uyum biçiminin devamı olarak görülebilir.

 

Duygusal Körlük (Aleksitimi) Belirtileri Nelerdir?

Duygusal Körlük (Aleksitimi) yaşayan bireyler, duyguları tanımlamada veya ayırt etmekte, karşı tarafı anlamak yani empati kurmakta zorluk yaşarlar. Duygusal Körlük (Aleksitimi) yaşayan bireyler, duygularıyla ilgili açıklayıcı ve net ifadeler kullanmaktan kaçınırlar. Örneğin; “nasılsın?” sorusuna basitçe “iyi” veya “kötü” gibi kısa ifadeler kullanarak yanıt verebilirler. Bu sebeple duygularını anlamlandıramayan ve ifade edemeyen kişiler ruhsal ve fiziksel olarak zorlanmalar yaşayabilmektedir. Bunu ateşin üzerinde ağzı kapalı bir şekilde duran tencereye benzetebiliriz. Isı tencerenin içindeki havayı genleştirerek basıncı arttırarak tencerenin kapağının fırlamasına ya da tencerenin patlamasına sebep olacaktır. Duygusal körlük yaşayan bireylerde durum bu şekilde olmaktadır. Kişi yaşadığı hisleri tanımlayıp ifade edememektedir ve o hislerin yarattığı zihinsel basınç fiziksel ya da davranışsal belirtiler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler:

  • Baş, omuz, boyun, sırt, karın gibi fizyolojik ağrılar (psikosomatizasyon)

  • Kronik mide bulantıları veya kusma

  • Empati eksikliği veya yoksunluğu

  • Ne hissettiğini tanımlayamama (içimde bir sıkıntı var ama ne olduğunu bilmiyorum) 

  • Sosyal çevrede “bencil” olarak tanımlanabilecek davranışlar sergileme

  • Duygu ve düşünce ayrımı yapmakta güçlük çekme 

  • Kolay kolay ağlayamama

  • Boşluk hissi 

  • İfadesizlik 

  • Olaylara nasıl tepkiler vereceği konusunda kararsız kalma ve bilememe

  • Başlarına gelen olaylarda dış etkenleri suçlama eğilimi 

  • Aile, sosyal ve romantik ilişkilerde aksama ve çatışma hali

 

Duygusal Körlük (Aleksitimi) Nedenleri Nelerdir?

Kişilerin, kendi duygularını tanımlamada, ifade etmesinde ve karşı tarafla empati kurma yetisinde yaşanan zorluk anlamına gelen Duygusal Körlük (Aleksitimi) probleminin ortaya çıkmasında birçok nedenden söz edilebilir.

  • Erken çocukluk yıllarında yaşanmış ihmal 

  • Erken yıllarda deneyimlenmiş zorlayıcı yaşantılar

  • Bakım veren kişilerle kurulan güvensiz bağlanma

  • Erken çocukluk yıllarında sosyal uyarandan ve sosyal ilişkiden yoksun kalmak

  • Aile bireylerinde Duygusal Körlük (Aleksitimi) özellikleri görülmesi

  • Erken çocukluktan beri yetiştirilen ortamdaki iletişimsizlik ve sosyal öğrenme

  • Dijital bağımlılıklara sahip olmak (Yalçın, 2021; Topçu ve Seçil, 2017; Arcan ve Yüce, 2016)

 

Duygusal Körlük (Aleksitimi) durumuna öncülük eden bir diğer faktörlerde biri de gelişen teknoloji ile beraber artış gösteren dijital bağımlılıklardır.  Çağımızdaki sosyal temas ve uyaran eksikliğinden kaynaklı ilişkilerin genel olarak dijital bağlamda kurulması ve temasın dijital ortamlarda kurulması ile Duygusal Körlük (Aleksitimi) durumu arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir.  

Bununla birlikte, duyguların açıkça konuşulmadığı ve ifade edilmediği aile ortamlarında büyümek de Duygusal Körlük (Aleksitimi) gelişimine zemin hazırlıyor olabilir. Eğer çocukluk döneminde “abartıyorsun”, “bunda üzülecek ne var?” gibi mesajlar sıkça verildiyse, kişi zamanla kendi duygularını bastırmayı ya da yok saymayı öğrenmiş olabilir. Duyguların görmezden gelindiği ya da değersizleştirildiği ortamlarda yetişen bireyler, yetişkinlikte ne hissettiklerini ayırt etmekte zorlanabiliyor olabilir. Bu durum çoğu zaman bilinçli bir tercih değil, yıllar içinde öğrenilmiş bir baş etme biçimi olarak ortaya çıkıyor olabilir.

Bunlara ek olarak, bazı araştırmalar duyguları tanıma ve adlandırma becerisinin beyin gelişimiyle de ilişkili olabileceğini göstermektedir. Duyguların düzenlenmesi ve anlamlandırılmasında rol oynayan bazı sinirsel ağların yeterince desteklenmemesi ya da erken dönem stresine yoğun şekilde maruz kalınması, bu becerilerin gelişimini etkiliyor olabilir. Özellikle uzun süreli stres ortamlarında büyüyen çocuklar, hayatta kalmaya odaklanıp duygularını geri plana atmayı öğrenmiş olabilirler. Bu durum zamanla otomatikleşerek yetişkinlikte de devam edebilen bir örüntüye dönüşüyor olabilir.

 

Duygusal Körlük (Aleksitimi) Neden Önemlidir?

İnsanlar sosyal varlıklardır. Dolayısıyla sosyal etkileşimde bulunmaya ve ilişki kurmaya ihtiyaç duyarlar. Bu ilişkileri kurarken duygularını ve düşüncelerini ifade etmeye, anlaşılmaya ihtiyaç duyarlar. Duygu ve düşüncelerin doğru ifade edilmesi, sağlıklı iletişim kurabilmenin ve anlaşılmanın ilk adımıdır. Kişilerin ilişkiyi sürdürebilmeleri açısından önemli bir diğer faktör anlamaktır.  Bu noktada duygu ve düşünceleri doğru ifade etmenin ve karşımızdaki kişiyi anlamanın ortaya çıkabilecek çatışmalardaki olası yanlış anlaşılmaları azaltıcı etkisi mevcuttur. 

Duygusal Körlük (Aleksitimi) yaşayan bireyler sosyal ilişkilerinde ilişki dengesini kurmakta zorlanırlar. Öncelikle kendi duygularını tanımlamakta ve anlamakta zorluk yaşayan Aleksitimi (Duygusal Körlük)’ye sahip diğer yandan karşısındaki kişiyle empati kurmakta dolayısıyla karşı tarafı anlamakta da oldukça zorlanırlar. Ayrıca Duygusal Körlük (Aleksitimi) yaşayan bireyler çatışmalardan ve ilişkilerinde ortaya çıkan sorunlardan uzak durmaya çalışmaktadırlar. Kendi benliklerini anlamada ve tanımada zorluk yaşadıkları için sorunlarla karşılaşmak ve yüzleşmek onlar için oldukça zordur. Duygusal Körlük (Aleksitimi) yaşayan bireylerde ifade edilemeyen ve tanımlanamayan duygular baş ağrısı, omuz ağrısı, boyun ağrısı ve sırt ağrıları gibi fiziksel semptomlara neden olabilir. Bu fiziksel semptomlar, ileri ve kronik hastalıklara dönüşebilir. Duygusal Körlük (Aleksitimi) yaşayan bireylerin yaşadığı zorluklar onların iş, arkadaşlık, romantik ve aile ilişkilerinde birçok sorunla karşılaşmalarına, kişinin sosyal yaşamdaki işlevselliğinin bozulmasına neden olabilir. Bu bozulmalar kişide depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk gibi başka psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına yol açabilir. 

Bu tablo yalnızca kişinin ilişkilerini değil, karar alma süreçlerini ve stresle başa çıkma biçimini de etkileyebilir. Duygularını ayırt etmekte zorlanan bireylerde, ihtiyaçların fark edilmesi güçleşebilir. Bu durum, sınır koyma, “hayır” diyebilme ya da kişisel ihtiyaçları ifade edebilme konusunda zorlanmalara yol açabilir. İçsel sinyaller net olmadığında, yoğun bir iç sıkıntısı hissedilebilir ya da duygusal bir donukluk yaşanabilir. Uzun vadede bu kopukluk, kişinin kendisiyle kurduğu bağın zayıflamasına ve yaşam doyumunun azalmasına neden olabilir. Bu nedenle duyguları tanıma ve adlandırma becerisinin geliştirilmesi; psikolojik iyi oluşun desteklenmesi, kendilik algısının güçlendirilmesi ve daha dengeli ilişkiler kurulabilmesi açısından önemli görülür.

 

Duygusal Körlük (Aleksitimi) ile Nasıl Baş Edilir?

Duygusal Körlük (Aleksitimi) sonucu ortaya çıkan kişilerin duygularını tanımlayabilme, doğru şekilde ifade edebilme ve empati kurabilme yetersizliğini geliştirmeye yönelik psikoeğitimler ve duygu odaklı psikolojik danışmanlık yöntemleri mevcuttur. Bu psikoeğitimler ve psikolojik danışmanlık süreci içerisinde kişiler duyguların önemini kavrar, duygularıyla en baştan tanışır, duygularını fark eder ve ifade edilmesi üzerine çalışmalar yapılır. Dolayısıyla bu süreçte kişinin empati kurma ve duyguları fark etme becerisi de geliştirilmiş olur. Duygusal Körlük (Aleksitimi) durumunun beraberinde getirdiği sorunlarla baş etmek ve psikoeğitimlerden yararlanmak için bir psikolog/uzman eşliğinde profesyonel bir destek sürecinden geçmek oldukça yarar sağlayabilir. 

Bununla birlikte, danışmanlık sürecine ek olarak gündelik yaşamda yapılabilecek bazı düzenlemeler de süreci destekleyici nitelik taşır. Duyguların gün içinde kısa notlar hâlinde kaydedilmesi, bedensel tepkilerin fark edilmesi ve yaşanan olaylarla birlikte ortaya çıkan içsel deneyimlerin gözlemlenmesi, duygusal farkındalığın kademeli olarak artmasına katkı sağlayabilir. Sanatsal ifade biçimleri (yazı yazma, resim yapma gibi), duygu kelime dağarcığını geliştirmeye yönelik çalışmalar ve güvenli ilişkiler içinde duygu paylaşımı pratiği yapmak da önemli adımlar arasında yer alır. Süreç genellikle zaman ve sabır gerektirir; ancak düzenli ve yapılandırılmış bir destekle kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle kurduğu ilişkinin daha dengeli ve anlamlı bir hâle gelmesi mümkün olabilir.

 

Haziran Psikoloji Olarak Nasıl Destek Oluyoruz?

Danışmanlık sürecinde duygusal farkındalık, kişinin iç dünyasını daha net tanıyabilmesi amacıyla ele alınır. Öncelikle kişinin sık yaşadığı duygular ve bu duyguların hangi durumlarda ortaya çıktığı birlikte değerlendirilir. Duyguları ayırt etmeyi zorlaştıran düşünce kalıpları ve alışılmış tepkiler fark edilir hale getirilir. Kişinin duygu kelime hazinesini genişletmesine, hissettiklerini daha net ifade edebilmesine ve duygularıyla daha güvenli bir temas kurabilmesine alan açılır. Amaç, duyguları bastırmak ya da değiştirmek değil; onları anlayarak daha dengeli ve bilinçli bir yaşam pratiği geliştirilmesini desteklemektir.


İlgili Makale: İlişkilerde Duygusal Bağımlılık: Farkındalık ve Çözüm Yolları

 


İlgili Hizmetler

Ergen Psikoloğu

Bireysel Psikolojik Danışmanlık

Çift ve İlişki Danışmanlığı

 


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Duygusal farkındalık tam olarak ne anlama geliyor olabilir?

Duygusal farkındalık, o anda ne hissettiğimizi fark edebilme ve bunu adlandırabilme becerisi olabilir. Sadece “iyiyim” ya da “kötüyüm” demekten daha ayrıntılı bir iç gözlem gerektirebilir.

2. Duygularımı ayırt etmekte zorlanmam normal mi?

Evet, özellikle duyguların konuşulmadığı ortamlarda büyündüyse bu durum oldukça yaygın olabilir. Zamanla geliştirilebilen bir beceri olabilir.

3. Duygusal farkındalık neden önemli olabilir?

Duyguları tanımak, davranışlarımızın altında yatan nedenleri anlamamıza yardımcı olabilir. Bu da ilişkilerde ve karar süreçlerinde daha dengeli adımlar atmayı sağlayabilir.

4. Sürekli “kötü hissediyorum” demek duygusal farkındalığın düşük olduğu anlamına mı gelir?

Bu bir işaret olabilir ama kesin bir gösterge olmayabilir. Bazen duygu kelime hazinesi sınırlı olduğunda daha genel ifadeler kullanılabiliyor olabilir.

5. Duygusal farkındalık artarsa daha mı hassas olurum?

Tam tersine, duyguları fark etmek onları daha yönetilebilir hale getirebilir. Bastırılan duygular bazen daha yoğun yaşanıyor olabilir.

6. Duygularımı fark ettiğimde onları hemen değiştirmem gerekir mi?

Her zaman gerek olmayabilir. Bazen sadece duyguyu fark etmek ve kabul etmek bile yeterli bir adım olabilir.

7. Duygusal farkındalık sonradan geliştirilebilir mi?

Evet, geliştirilebilir olabilir. Küçük gözlem pratikleri ve düzenli içsel farkındalık çalışmaları bu süreci destekleyebilir.

8. Duygusal farkındalık eksikliği ilişkilerimi etkiliyor olabilir mi?

Kişi ne hissettiğini netleştiremediğinde bunu ifade etmek de zorlaşabilir. Bu durum yanlış anlaşılmalara ya da içsel birikmelere yol açıyor olabilir.

Son Yazılarımız

Son Yazılarımız

Psikoloji alanındaki en son yazılarımızı inceleyin.

Psikoloji alanındaki en son yazılarımızı inceleyin.

Çekingen Ergenlerin Ebeveynlerine Yönelik Psikolog Önerileri

Ergenlerde çekingenlik normal bir gelişim süreci mi yoksa sosyal kaygının işareti mi? Belirtiler, nedenler ve aileler için öneriler.

yoğun kaygı yaşayan ve stres altında hisseden kadın

Kaygı belirtileri nelerdir? Günlük hayatta kaygı ile baş etme yöntemleri, düşünce kalıpları ve profesyonel destek hakkında uzman rehberi.

Çocuğum Hiperaktif mi? İzmir Psikolog

İzmir’de çocuk ve ergen danışmanlığı alanında sık karşılaşılan sorulardan biri olan hiperaktivite konusunu ele aldık.

Çekingen Ergenlerin Ebeveynlerine Yönelik Psikolog Önerileri

Ergenlerde çekingenlik normal bir gelişim süreci mi yoksa sosyal kaygının işareti mi? Belirtiler, nedenler ve aileler için öneriler.

yoğun kaygı yaşayan ve stres altında hisseden kadın

Kaygı belirtileri nelerdir? Günlük hayatta kaygı ile baş etme yöntemleri, düşünce kalıpları ve profesyonel destek hakkında uzman rehberi.