
Beden İmajı: Kendini Kabul ve Özgüven Geliştirme
Olumsuz beden imajıyla başa çıkma ve sağlıklı bir öz imaj geliştirme yöntemleri. Özgüven artırma teknikleri.
20 Aralık 2022
2022 yılı Türkiye istatistiklerine göre Google aramalarında yapılan “Ben Neden…” ile başlayan aramalarda ilk 10 sırada yer alan bir diğer soru “Ben Neden Bu Kadar Çirkinim?” sorusu olmuştur. Güzellik kişiden kişiye değişen göreceli bir kavramdır. Herkesin güzellik anlayışı farklıdır. Ancak kişiler, kendilerini iyi hissetmek ve toplum içinde varlığını ön plana çıkarabilmek adına güzellik adına birçok davranış ve harcama yapmaktadırlar. Diğer bir deyişle; insanlığın var oluşundan beri varlığını sürdüren güzellik algısı, günümüzde toplumda yer edinmek için daha önemli bir norm haline gelmiş ve yaş grubu fark etmeksizin kişilerin gerek maddi gerekse manevi önceliklerinin ilk sıralarında yer almaya başlamıştır. Peki güzellik algısı nedir? Ben neden bu kadar çirkinim sorusunun cevabı var mıdır?
Güzellik Algısı Nedir?
Güzellik algısı, kişide algısal bir haz duyumsatan; hoşnutluk ve tatminlik uyandıran nitel kriterler bütünüdür. Güzellik, estetiğin, toplum bilimin, toplumsal ruh biliminin ve kültürün bir parçası olarak incelenmektedir. Güzellik algısı, kişiden kişiye değişmesinin yanısıra toplumun, medyanın ve ünlü markaların öne sürdükleri temsillerle dönemine göre özgünleşir. Dolayısıyla kişiler, o döneme özgü popüler ve geçerli olan güzellik kriterlerini yakalamaya çalışır. Kişi, bulunduğu dönemin standartlarının ne kadar dışına çıkmaya başlarsa, kendini o kadar çirkin ve dışlanmış hissedebilir. Bunun sonucunda imkanlar ne seviyede olursa olsun, kişiler en azından minimum güzellik standartlarına ulaşabilmek adına türlü fedakarlıklarda bulunabilmektedirler. Güzellik algısını sosyolojik açıdan inceleyecek olursak o dönem içerisinde gerçekleşen global olaylara da odaklanmamız gerekir. Örneğin; İkinci Dünya Savaşı döneminde çok fazla kıtlık, açlık yaşandığı ve insanlar sosyoekonomik olarak çok düşük seviyelerde olduğu için bugünün standartlarına göre kilolu sayılabilecek kadınlar sağlık ve zenginliği temsil ettiği için çekici ve güzel bulunurdu.
Kendimizle ilgili güzellik algımız her gün aynı olmayabilir. Bazen kendimizi çok güzel bulurken bazı günler çirkin olduğumuzu düşünebiliriz. Kendimizi çirkin hissettiğimiz zamanlarda da dış görünüşümüzü başkalarıyla kıyaslamaya başlayabiliriz. Sahip olduğumuz bu güzellik algısı aslında aynadaki görüntümüzü beğenmemizden çok, toplumun dış görünüşümüze onay vermesinden geçmektedir. Örneğin; bu zamana kadar dış görünüşüyle ilgili hiç olumsuz geribildirim almamış birinin düşünelim, eğer bu kişi, etrafındakiler tarafından sürekli çirkin olduğuna dair söylemler ve dış görünüşüyle ilgili gerçekçi olmayan sert eleştirilere maruz kalırsa bir süre sonra çirkin olduğuna inanmaya başlayacaktır. Peki gerçekten çirkin miyiz?
Neden Çirkin Hissediyorum?
Bilimsel olarak incelendiğinde, evrimsel olarak doğal seçilimde belirli normlar arasındaki bireyler daha çok tercih edilmektedir. Ancak bu normlar arasındaki kişilerin güzellik algısı görecelidir. Dolayısıyla belirli normlar arasındaki kişiler olduğumuzu düşündüğümüzde çirkin olduğumuza dair düşüncelerimiz de aslında bizimle alakalı olabilir. Öncelikle bu düşünceye tam olarak nasıl vardığımıza bir odaklanalım. Zihnimizde dönüp duran ve bize sürekli çirkin olduğumuzu söyleyen bu ses gerçekte kime ait? Bu seslerin kaynağı ne? Ebeveynlerimiz tarafından maruz kaldığımız eleştiriler, yaşadığımız zorbalıklar, karşı taraf tarafından beğenilmediğimizi düşündüğümüz romantik ilişkiler, kısacası öz değerimizi ve benlik saygımızı zedeleyecek her türlü söylem, davranışlar ve davranışlarımız… Bu ve bunlar gibi yaşadığımız birçok deneyim, Zihnimizde dönüp duran ve bizim gerçekten çirkin olduğumuzu söyleyen o sesi beslemeye yetecektir. Yani aslında normlara uygun bir dış görünüşe sahip olsak dahi çirkin olduğumuzu düşünebiliriz. Çirkin olduğumuzu düşünmek, bizim bu deneyimleri içselleştirdiğimiz ve içten içe buna inandığımız anlamına gelir. Bu durum özellikle ergenlik dönemindeki bireylerde çok sık gözlemlenmektedir. Ergenlik dönemi, akranlar tarafından onay alma ve kabul görme ihtiyacına en çok gereksinim duyulduğu dönemdir. Ergenlik dönemi öz değer ve benlik saygısı inşası için de belirleyici bir dönemdir. Ayrıca bu dönemin getirdiği çeşitli fiziksel değişimler, dönüşümler ve hormonal hareketlenmeler de ergenlerin çirkin oldukları düşüncesine kapılmaları açısından belirleyicidir. Kişi, öz değeri ve benlik saygısını zedeleyecek her deneyimden sonra normalde çok fazla etkilenmeyeceği bir olay karşısında bile çok çabuk etkilenebilir hale gelebilir. Tahmin edebileceğiniz üzere çatlak bir bardağı tuzla buz etmek çok daha kolay olacaktır.
Kişi güzel olmadığı kanısına vardığında bununla doğru orantılı bir şekilde kendini değersiz, reddedilecek, istenmeyecek hatta sevilmeyecek biri olarak da görmeye başlar. Bu düşüncelerin hepsi aslında birer bilişsel çarpıtmadır. Bu bilişsel çarpıtmalar, ağırlaştığı ve önüne geçilmediği takdirde Anoreksiya Nervoza, Bulimia Nervoza, Beden Dismorfik Bozukluğu, Sosyal Fobi ve Depresyon gibi ciddi sorunlara yol açabilir.
Çirkin Hissediyorsam Ne Yapmalıyım?
Onaylanma ve kabul görme, kişinin benlik saygısı ve öz değerini koruyabilmesi açısından önem taşır. Çirkin olduğunu düşünmek de bu saygı ve değeri zedeleyebilecek bir etkendir. Bu düşüncelerle baş etmenin yolu onlarla yaşamanın bize olan yararı ve zararına bakmaktır. Aynı zamanda da dış görünüşümüze hayatımızı aksatmayacak düzeyde dikkat etmek ve herkes kadar önem göstermek önemlidir. Bu hem dış dünyadan geribildirimleri olumlu hale getirecek hem de kendi düşüncelerimizdeki çarpıtmaları daha gerçeğe yakın hale getirmemize yardımcı olacaktır. Özetle dengeli ve istikrarlı bir öz bakım ve düşüncelerimizi daha gerçeğe uygun hale getirme egzersizleri işimize yarayacaktır. Ancak bütün bu egzersizlere rağmen durum iyiye gitmek yerine kötüye gidiyor hatta güzelliğimizle ilgili düşünceler baş edilemez hale geliyorsa mutlaka bir psikologdan psikolojik destek almalıdır.