
Çocuğum Hiperaktif mi? Hiperaktivite Nedir?
İzmir’de çocuk ve ergen danışmanlığı alanında sık karşılaşılan sorulardan biri olan hiperaktivite konusunu ele aldık.
11 Şubat 2026
Çocuğunuz yerinde durmakta zorlanıyor, sürekli hareket halinde oluyor ya da dikkatini toplamakta güçlük çekiyor olabilir. Bu durum zaman zaman “Acaba çocuğum hiperaktif mi?” sorusunu akla getirebilir. Ancak çocukların hareketlilik düzeyi; yaşlarına, mizaçlarına, içinde bulundukları ortama ve yaşadıkları duygusal süreçlere göre değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle görülen her hareketlilik ya da dalgınlık tek başına bir durumu işaret etmeyebilir.
Hiperaktivite Nedir?
Hiperaktivite, çocuğun yaşına ve içinde bulunduğu ortama göre beklenenden daha hareketli olması, durması gereken anlarda bile hareket ihtiyacının devam etmesiyle kendini gösterebilen bir durumdur. Bu hareketlilik; koşma, zıplama, sürekli bir şeylerle meşgul olma ya da uzun süre aynı yerde kalmakta zorlanma şeklinde görülebilir. Ancak her hareketli davranış hiperaktivite olarak değerlendirilmez. Bazı çocuklar doğaları gereği daha enerjik olabilirken, bazıları bulundukları ortamda kendilerini ifade etmekte zorlandıkları için hareketlilik gösterebilir. Bu nedenle hiperaktiviteyi anlamaya çalışırken davranışların ne zamandır sürdüğü, hangi ortamlarda ortaya çıktığı ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği birlikte değerlendirilmelidir.
Hiperaktivite ile Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) Aynı Şey mi?
Hiperaktivite, çocuklarda görülebilen hareketlilik ve yerinde durmakta zorlanma hali olarak düşünülebilir. Bu durum bazı çocuklarda tek başına görülürken, bazı çocuklarda ise Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) olarak adlandırılan daha geniş bir çerçevenin içinde yer alabilir. Yani hiperaktivite, her zaman DEHB anlamına gelmez; ancak DEHB başlığı altında yer alan alt türlerden biri olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle bu iki kavramın aynı anlama geldiğini söylemek doğru olmaz.
DEHB, aynı çatı altında toplanan farklı özellikleri kapsayan bir yapıyı ifade eder. Bazı çocuklarda dikkatini sürdürmekte zorlanma daha belirgin olurken, bazı çocuklarda hareketlilik ve acelecilik ön planda olabilir. Bazı çocuklarda ise hem dikkatle ilgili zorlanmalar hem de hareketlilik birlikte görülebilir. Bu farklılıklar, DEHB’nin tek tip bir yapı olmadığını, çocuklara göre değişebilen alt türleri olduğunu gösterir.
Bu çerçevede, yalnızca dikkatle ilgili zorlanmaların öne çıktığı bir görünüm, daha çok dalgınlık, unutkanlık ve yönergeleri takip etmekte güçlük şeklinde kendini gösterebilir. Hareketliliğin daha baskın olduğu durumlarda ise çocuk yerinde durmakta zorlanabilir, sırasını beklemekte güçlük yaşayabilir ve hızlı tepki verme eğiliminde olabilir. Hem dikkat hem de hareketlilik alanında zorlanmaların bir arada olduğu durumlarda ise bu özellikler birlikte gözlenebilir. Bu nedenle çocuğun gösterdiği davranışları tek bir başlık altında etiketlemek yerine, hangi özelliklerin ne ölçüde öne çıktığını anlamaya çalışmak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) türleri açısından üçe ayrılmaktadır:
· Dikkat eksikliği türü: Yaygın davranış şekli dikkat eksikliğidir, çocuk dikkatini
uyaranlara vermekte, talimatları ya da kuralları takip etmekte zorluk yaşar.
· Hiperaktif/dürtüsel tür: Yaygın davranış şekli hiperaktivite ve dürtüselliktir.
Çevrelerine uyum sağlamakta zorlanırlar. Aşırı aktif, sabırsız ve çabucak sıkılırlar.
Otokontrollerini sağlamakta zorlanırlar.
· Hiperaktif/dürtüsel ve dikkat eksikliği türü (karma tip): Bu türde dikkat eksikliği,
hiperaktivite ve dürtüsellik bir arada görülmektedir.
Hangi Davranışlar Ebeveynleri “Çocuğum Hiperaktif mi?” Diye Düşündürür?
· Sürekli hareket halinde olması: Çocuğun gün içinde sık sık koşması, zıplaması, tırmanması ya da oturması beklenen anlarda bile hareket etmeye devam etmesi ebeveynleri düşündürebilir.
· Yerinde durmakta zorlanması: Yemek masasında, ödev başında ya da misafirlikte uzun süre aynı yerde kalamaması, sık sık ayağa kalkması ya da pozisyon değiştirmesi dikkat çekici olabilir.
Dikkatini sürdürmekte güçlük yaşaması: Başladığı bir oyunu ya da etkinliği kısa sürede bırakması, yönergeleri sonuna kadar dinlemekte zorlanması ebeveynlerde soru işareti oluşturabilir.
Çok konuşması ve sık söz kesmesi: Karşısındakini beklemeden konuşmaya başlaması, sorular tamamlanmadan cevap vermesi ya da sohbet sırasında araya girmesi fark edilebilir.
Sabırsız davranışlar göstermesi: Sıra beklemekte zorlanması, istediği şey hemen olmadığında hızlı tepki vermesi bu süreçte gözlenen davranışlar arasında olabilir.
Eşyalarla sürekli bir temas halinde olması: Masadaki nesnelerle oynaması, kalem tıklatması, etrafındaki şeyleri kurcalaması sık görülebilir.
Günlük rutinlerde zorlanması: Giyinme, hazırlanma ya da bir yerden başka bir yere geçişlerde dağınıklık yaşaması ebeveynleri düşündürebilir.
Bu davranışların bir ya da birkaçının zaman zaman görülmesi tek başına belirleyici olmayabilir. Davranışların süresi, sıklığı ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği birlikte ele alındığında daha anlamlı bir değerlendirme yapılabilir.
Her Hareketli Çocuk Hiperaktif midir?
Her hareketli çocuğu hiperaktif olarak değerlendirmek doğru olmayabilir. Çocukların hareketlilik düzeyi; yaşlarına, gelişim dönemlerine ve bireysel özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Özellikle erken çocukluk döneminde koşma, zıplama, keşfetme isteği ve sık hareket etme oldukça doğal kabul edilir. Bu nedenle hareketlilik, tek başına ele alındığında yanıltıcı olabilir ve mutlaka çocuğun genel gelişimiyle birlikte düşünülmelidir.
Yaşa Uygun Hareketlilik Nedir?
Çocuklar büyüdükçe bedenlerini tanımaya ve çevrelerini keşfetmeye ihtiyaç duyar. Okul öncesi dönemde kısa süreli odaklanma, sık pozisyon değiştirme ve oyun sırasında yoğun hareketlilik yaygın olarak görülebilir. İlkokul dönemine doğru ise çocukların belirli sürelerle masa başında kalabilmeleri ve yönergeleri takip edebilmeleri beklenir. Ancak bu becerilerin kazanılma hızı her çocukta aynı olmayabilir. Yaşa uygun hareketlilik, çocuğun zaman zaman hareketlenmesi ancak ilgisini çeken etkinliklerde durabilmesi ve ortam değiştiğinde davranışlarını kısmen düzenleyebilmesi şeklinde düşünülebilir.
Mizaç ile Hiperaktivite Arasındaki Fark
Bazı çocuklar doğuştan daha enerjik, dışa dönük ve hareketli bir mizaca sahip olabilir. Bu çocuklar yeni ortamlara hızlı uyum sağlayabilir, oyunlarda ön planda olmayı sevebilir ve fiziksel hareketten keyif alabilir. Mizaçla ilişkili hareketlilik genellikle çocuğun keyif aldığı durumlarda artar ve sınırlar net olduğunda azalabilir. Hiperaktivite olarak değerlendirilen durumlarda ise hareketlilik, ortamdan bağımsız şekilde daha sürekli görülebilir ve çocuğun günlük yaşamını zorlaştırabilir. Bu ayrımı yaparken önemli olan, davranışların ne kadar süredir devam ettiği, hangi ortamlarda ortaya çıktığı ve çocuğun yaşantısını nasıl etkilediğidir.
Hiperaktivite Belirtileri Ne Zaman Risklidir?
Hiperaktivite her zaman bir sorun oluşturmayabilir. Ancak bazı durumlarda bu davranışlar çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde zorlaştırmaya başlayabilir. Bu noktada önemli olan, davranışların geçici olup olmadığı, farklı ortamlarda benzer şekilde görülüp görülmediği ve çocuğun yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğidir. Aşağıdaki durumlar, daha dikkatli ele alınması gereken işaretler arasında yer alabilir.
· Ev ve Okul Yaşamını Zorlaştırıyorsa: Çocuğun evde kurallara uymakta zorlanması, günlük rutinlerin sık sık kesintiye uğraması ya da okul ortamında yönergeleri takip etmekte güçlük yaşaması ebeveynleri düşündürebilir. Ders sırasında yerinde kalamaması, sınıf düzenini zorlaştıran davranışlar göstermesi ya da evde ödev ve sorumluluk süreçlerinin sürekli çatışmaya dönüşmesi bu kapsamda ele alınabilir.
· Sosyal İlişkileri Etkiliyorsa: Hareketlilik ve acelecilik, çocuğun akran ilişkilerini de etkileyebilir. Sıra beklemekte zorlanması, oyun kurallarına uymakta güçlük yaşaması ya da arkadaşlarının sözünü sık kesmesi zamanla sosyal uyumda zorlanmalara yol açabilir. Bu durum, çocuğun arkadaşlık ilişkilerinde dışlanma ya da yanlış anlaşılma yaşamasına neden olabilir.
· Akademik Süreci Olumsuz Etkiliyorsa: Çocuğun derse odaklanmakta zorlanması, verilen görevleri tamamlayamaması ya da potansiyelini yansıtmakta güçlük yaşaması akademik süreci etkileyebilir. Bilgiyi bilmesine rağmen sınavlarda ya da sınıf içi çalışmalarda performansının düşmesi, öğretmenlerden sık olumsuz geri bildirim alınması ebeveynlerin dikkatini çeken durumlardan biri olabilir. Bu tür etkiler süreklilik gösterdiğinde, çocuğun ihtiyaçlarının daha yakından ele alınması faydalı olabilir.
Okul Başarısızlığı Makalemizi Buraya Tıklayarak İnceleyebilirsiniz.
Hiperaktif Çocuğa Nasıl Yaklaşılmalı?
Hareketliliği yüksek olan çocuklarla kurulan ilişki, onların davranışlarını anlamaya ve ihtiyaçlarını fark etmeye dayandığında daha sağlıklı ilerleyebilir. Bu süreçte amaç, çocuğu sürekli durdurmaya çalışmak ya da baskılamak değil; onun enerjisini daha düzenli ve güvenli bir şekilde yönlendirebilmektir. Ebeveynin tutumu, çocuğun kendini nasıl algıladığını ve çevresiyle nasıl ilişki kurduğunu doğrudan etkileyebilir.
Evde Ebeveynler Neler Yapabilir?
Ev ortamında net ve anlaşılır beklentiler belirlemek çocuğun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir. Kısa ve açık yönergeler vermek, aynı anda birden fazla beklenti sunmamak ve yapılan olumlu davranışları fark edip geri bildirim vermek etkili olabilir. Hareket ihtiyacını tamamen engellemek yerine, gün içinde enerjisini boşaltabileceği oyunlara ve fiziksel etkinliklere alan açmak da süreci kolaylaştırabilir.
Sınır Koyma ve Rutinlerin Önemi
Sınırlar, çocuklar için kısıtlama değil; öngörülebilirlik sağlar. Günlük yaşamın belirli bir düzen içinde ilerlemesi, çocuğun ne zaman ne yapacağını bilmesine yardımcı olur. Uyku saatleri, yemek düzeni, ödev zamanı ve oyun süresinin mümkün olduğunca tutarlı olması, hareketliliğin daha dengeli hale gelmesini destekleyebilir. Sınırlar belirlenirken kararlı ve sakin bir tutum sergilemek, sık sık değişen kurallardan kaçınmak önemlidir.
Koşulsuz Olumlu Kabul
Çocuğun davranışlarıyla kimliğini birbirinden ayırabilmek büyük önem taşır. Hareketli ya da zorlayıcı davranışlar sergiliyor olması, çocuğun “zor” ya da “problemli” olduğu anlamına gelmez. Koşulsuz olumlu kabul, çocuğun her haliyle değerli olduğunu hissetmesini sağlar. Bu yaklaşım, çocuğun kendine olan güvenini desteklerken, ebeveyn-çocuk ilişkisinin de güçlenmesine katkı sunar. Davranışlar sınırlandırılabilir; ancak çocuğun kendisi her zaman kabul görmelidir.
Ne Zaman Bir Psikologdan Destek Alınmalı?
Çocuklarda görülen hareketlilik ve dikkatle ilgili davranışlar her zaman dışarıdan destek gerektirmeyebilir. Ancak bazı durumlarda ebeveynlerin yalnız başına ilerlemekte zorlandığını hissetmesi oldukça doğaldır. Davranışların uzun süredir devam etmesi, çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde zorlaştırması ya da evde uygulanan yaklaşımlara rağmen bir değişim gözlenmemesi durumunda bir psikologdan görüş almak faydalı olabilir.
Aynı davranışların hem evde hem okulda benzer şekilde görülmesi, çocuğun sosyal ilişkilerinde zorlanması ya da akademik sürecinin olumsuz etkilenmesi de destek ihtiyacını düşündürebilir. Bunun yanı sıra ebeveynlerin kendilerini sürekli yorgun, çaresiz ya da tükenmiş hissetmeleri de göz ardı edilmemesi gereken bir işarettir. Psikolog desteği, yalnızca çocuk için değil; ebeveynlerin süreci daha sağlıklı yönetebilmesi için de yol gösterici olabilir.
Bu tür bir destek, çocuğu etiketlemek ya da hızlı çözümler bulmak amacıyla değil; çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi anlamak, güçlü yönlerini fark etmek ve aileye uygun bir yol haritası oluşturmak için değerlidir.
Haziran Psikoloji Olarak Nasıl Destek Oluyoruz?
Haziran Psikoloji olarak, her çocuğun ve ailenin ihtiyacının birbirinden farklı olduğunun bilinciyle süreci bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Çocuğun davranışlarını tek başına değerlendirmek yerine; aile yapısı, okul süreci ve çocuğun bireysel özelliklerini birlikte düşünerek ilerlemeyi önemsiyoruz. Amacımız, etiketleyici bir bakıştan uzak durarak, çocuğun güçlü yönlerini destekleyen ve aileye uygun bir yol haritası oluşturmaktır.
Oyun Terapisi İle İlgili Makalemize Buraya Tıklayarak Ulaşabilirsiniz.
· Çocuk Danışmanlığı kapsamında, çocuğun gelişimsel özellikleri, duygusal ihtiyaçları ve günlük yaşamda zorlandığı alanlar ele alınır. Çocuğun kendini ifade edebilmesine alan açılırken, ebeveynlere de evde uygulayabilecekleri yaklaşımlar konusunda rehberlik sağlanır.
· Ergen Danışmanlığı sürecinde, artan sorumluluklar, değişen duygular ve dikkatle ilgili zorlanmalar ergenin ihtiyaçlarına uygun bir çerçevede değerlendirilir. Ergenin kendini daha iyi tanıması ve bu süreci daha dengeli yönetebilmesi hedeflenir.
· Aile Danışmanlığı ile ise ebeveynlerin çocuklarını daha iyi anlayabilmeleri, sınır koyma, iletişim ve günlük yaşam düzeni konusunda ortak bir dil geliştirmeleri desteklenir. Aile içindeki etkileşimin güçlenmesi, çocuğun sürecini de olumlu yönde etkileyebilir.
Çocuğunuzun sürecini birlikte değerlendirmek, size ve ailenize uygun bir yol belirlemek için Haziran Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz.
İlgili Hizmetler
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Çocuğum çok hareketli, bu mutlaka bir sorun olduğu anlamına mı gelir?
Hayır. Çocukların enerji düzeyi yaşlarına, mizaçlarına ve içinde bulundukları ortama göre değişebilir. Hareketlilik tek başına bir sorun göstergesi olmayabilir; önemli olan bu durumun çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Hiperaktivite zamanla kendiliğinden geçebilir mi?
Bazı çocuklarda hareketlilik yaşla birlikte azalabilir. Özellikle gelişimsel dönemlere bağlı olarak görülen hareketlilik, zaman içinde daha dengeli bir hale gelebilir. Ancak bazı durumlarda çocuğun daha yakından desteklenmesi faydalı olabilir.
Ne zaman destek almak için geç kalınmış sayılır?
Destek almak için “doğru” ya da “geç” bir zaman yoktur. Ebeveyn olarak içinizde soru işaretleri oluştuğunda, süreci daha sağlıklı yönetmek adına bir uzmandan görüş almak her zaman anlamlı olabilir.
Çocuğuma sürekli “yerinde dur” demek doğru mu?
Sık sık uyarılmak çocukta anlaşılmadığı hissini artırabilir. Hareket ihtiyacını tamamen durdurmaya çalışmak yerine, ne zaman ve nerede hareket edebileceğini netleştirmek çoğu zaman daha işlevsel olabilir.
Ekran süresi hareketliliği artırır mı?
Uzun ve kontrolsüz ekran kullanımı bazı çocuklarda huzursuzluk ve sabırsızlık hissini artırabilir.


