
Çocuklarda Sınır ve Kural Koyma Rehberi
Çocuklara sınır koyma stratejileri ve uygulama örnekleri. Tutarlı disiplin, güvenli ebeveynlik için pratik öneriler.
26 Haziran 2024
Anne-baba olmak, sabır, sevgi ve özveri gerektiren bir süreçtir. Bir çocuğun sağlıklı bir birey olarak gelişmesini desteklemek için ebeveynlerin veya bakım verenlerin bir dizi sorumluluğu vardır. İyi bir ebeveynlik, çocukların fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel ihtiyaçlarını karşılamayı içerir.
Her çocuğun mizacı farklıdır. Bazı çocuklar sınırlara kolay uyum sağlayıp otoriteyi zorlamazken bazı çocuklar otoriteyi zorlayıcı ve karşı gelici davranışlarda bulunabilirler. Çocukların anne babalarını zorlaması, genellikle normal bir gelişim sürecinin bir parçası olarak düşünülebilir; çocuklar, kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını ifade etmeyi öğrenirken zaman zaman sınırları zorlayabilirler. Bu durum, çocukların bağımsızlık kazanma çabalarının bir yansıması olabilir. Ancak, bazen çocukların anne babalarını zorlaması, anlaşmazlık ve çatışmalara neden olabilir. Bu tür durumlar genellikle çocuğun duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanamadığını veya sınırlarının belirsiz olduğunu, nerede nasıl davranması gerektiğini tam olarak kavrayamıyor olduğunu gösterebilir. Bu durumda, ebeveynlerin anlayışlı ve sabırlı olmaları, çocukların duygularını dinlemeleri ve onları anlamaya çalışmaları önemlidir. Aynı zamanda, ebeveynlerin tutarlı sınırlar belirlemesi ve sağlıklı iletişim becerilerini teşvik etmesi de önemlidir.
Sınır Koymak Neden Önemli?
Çocuk gelişiminde sınır koymak, sağlıklı bir ruhsal yapı oluşması için temel unsurlardan biridir. Bir çocuk psikoloğu ya da pedagog, davranış problemleri yaşayan çocuklarla çalışırken çoğu zaman temel sorunun belirsiz sınırlar olduğunu görür. Sınırlar; çocuğun güven duygusunu destekler, davranışlarını düzenler ve dünyayı anlamlandırmasına yardımcı olur. Özellikle okul öncesi dönemde çocuk, hangi davranışın kabul edilebilir olduğunu ebeveynin tutarlı sınırları sayesinde öğrenir.
Sınır koymak yalnızca “yasak koymak” anlamına gelmez. Aksine, çocuğa güvenli bir alan sunmak, onu yönlendirmek ve duygularını sağlıklı bir şekilde ifade etmesine zemin hazırlamak demektir. Bir pedagoga ya da çocuk psikoloğuna danışan aileler, sınır koyma sürecini doğru yönetemediklerinde evde sürekli çatışmalar yaşandığını fark ederler. Bu süreçte tutarlılık, açıklık ve yaşa uygun beklentiler belirlemek çok önemlidir.
Sınırların olmadığı aile ortamında çocuk, dünyayı tahmin edilemez bir yer olarak algılar. Bu da hem kaygı düzeyini artırır hem de davranış problemlerine yol açabilir. İzmir’de çalışan bir çocuk psikoloğu olarak sıkça gözlemlediğim üzere; sınırlar, çocuğun sosyal ilişkilerini de olumlu etkiler. Kural tanımayı öğrenen çocuk, okulda ve arkadaş çevresinde daha uyumlu olur.
Ebeveynlerin unutulmaması gereken nokta şudur: Sınır koymak sevginin zıttı değildir. Tam tersine, çocuğa değer verildiğini ve onun iyiliği için yönlendirildiğini gösterir. Eğer sınır koymakta zorlanıyorsanız, bir çocuk psikoloğundan veya deneyimli bir pedagogdan profesyonel destek almak süreci kolaylaştıracaktır.
Sınır Koyma Yöntemleri (Çocuk Psikolojisi ve Pedagoji Perspektifi)
1. Tutarlı Olmak
Sınır koymanın en temel yöntemi tutarlılıktır. Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün yasaklanması, çocuğun kafasını karıştırır. Tutarlılık güven duygusunu artırır ve davranış sorunlarını azaltır.
2. Net ve Yaşa Uygun Kurallar Belirlemek
Kurallar kısa, açık ve çocuğun gelişim dönemine uygun olmalıdır. 4 yaşındaki bir çocuğa “sorumluluk sahibi ol” demek belirsizdir; “oyuncaklarını yatağa gitmeden önce sepete koy” gibi net ifadeler daha etkilidir.
3. Sakin ve Kararlı Bir Ses Tonu Kullanmak
Bir çocuk psikoloğu ya da pedagog, ebeveynlere sıkça şunu öğretir: Sınır koyarken bağırmak yerine kararlı bir ton kullanmak çok daha etkilidir. Çocuk, ebeveynin duygusal taşmasıyla değil, net mesajla yönlenir.
4. Doğal ve Mantıklı Sonuçlar
Ceza yerine davranışın doğal sonuçlarını göstermek, çocuğun sorumluluk almasını kolaylaştırır. Örneğin oyuncakları toplanmazsa ertesi gün aynı oyuncaklarla oynanamaması doğal bir sonuçtur.
5. Alternatif Sunmak
“Hayır” demek yerine seçenek sunmak çocukların uyumunu artırır.
Örnek: “Şimdi tablet yok, ama istersen boya yapabiliriz ya da yapboz oynayabiliriz.”
6. Duyguları Onaylamak
Sınır koyarken çocuğun duygusunu kabul etmek hem empatiyi artırır hem de öfke krizlerini azaltır.
“Öfkeli olduğunu anlıyorum, ama insanlara vurmak yok.”
7. Rutinler Oluşturmak
Günlük rutinin olması, çocuğun neyi ne zaman yapacağını bilmesini sağlar ve sürekli yeni sınır koyma ihtiyacını azaltır. Özellikle uyku, yemek ve ekran sürelerinde çok etkilidir.
8. Model Olmak
Çocuklar davranışları taklit ederek öğrenir. Sakinlik, saygılı iletişim ve öz-düzenleme becerileri ebeveyn tarafından sergilendiğinde çocuk doğal olarak içselleştirir.
Sınır Koyma Uygulama Örnekleri
1. Oyuncak Toplama Sınırı
Durum: Çocuk oyuncakları etrafa saçıp toplamak istemiyor.
Uygulama:
“Şu an oyun zamanı bitti. Oyuncakları birlikte sepete koyacağız. Topladığımızda akşam masalını seçebilirsin.”
→ Çocuk psikolojisinde buna doğal sonuç + seçenek sunma yöntemi denir.
2. Ekran Süresi Sınırı
Durum: Tablet süresi dolduğunda ağlıyor.
Uygulama:
“Ekran süremiz bitti, anlıyorum devam etmek istiyorsun. Eğer kapatırsan balkonda birlikte meyve yiyebiliriz.”
→ Duyguyu onaylama + alternatif sunma.
3. Markette Ağlama Krizi
Durum: İstediği alınmayınca ağlıyor.
Uygulama:
“Seni duyuyorum, o çikolatayı çok istedin. Ama bugün alamıyoruz. İstersen eve gidince birlikte kek yapabiliriz.”
→ Sınır net, ama duygu kabul ediliyor.
4. Yemek Yemeyi Reddetme
Durum: Sofrada sürekli oyun istiyor.
Uygulama:
“Yemek zamanı yemek için burada oturuyoruz. Eğer kalkarsan doymamış sayıyorum ve sonra atıştırmalık olmayacak.”
→ Doğal sonuç prensibi: aç kalmak veya ara öğün hakkını kaybetmek.
5. Kardeşe Vurma Davranışı
Durum: Öfke anında vuruyor.
Uygulama:
“Öfkeli olduğunu görüyorum ama vurmak yok. İstersen sakinleşmek için yastığa sıkabiliriz.”
→ Duygu var, davranışa sınır var. Alternatif sunuluyor.
6. Gece Uyku Rutini
Durum: Yatmak istemiyor, sürekli erteliyor.
Uygulama:
“Uyku rutinimiz başladı. 10 dakika içinde pijamamızı giymezsek bugün hikâyeyi ben seçiyorum.”
→ Tutarlılık + rutin.
7. Misafirlikte Saygısız Davranış
Durum: Yüksek sesle konuşuyor, söz kesiyor.
Uygulama:
“Konuşmanı duyuyorum, fakat herkes konuştuğunda sırayla bekliyoruz. Şimdi amca konuşuyor, senin sıran az sonra.”
→ Uygulamalı sosyal sınır.
8. Parktan Ayrılmak İstememe
Durum: Oyun bitince ağlama geliyor.
Uygulama:
“5 dakika sonra gidiyoruz. Gitmeden önce bir kez kaydıraktan kayabilirsin.”
→ Geçiş uyarısı + kapanış ritüeli.
Çocuğum Neden Hiç Laf Dinlemiyor?
Bir çocuğun neden laf dinlemiyor olabileceği sorusu gündeme geldiğinde akla gelecek ilk faktör sınır problemi olabilir. Sınırlar, çocuğun hareket alanını, yapabileceklerini ve kendini güvende hissedeceği alanı belirler. Sınırlarla beraber çocuk, kendi varlığını diğerlerinkinden ayırır. Sınırlar, çocuğun gerçek yaşama uyum sağlamasına yardımcı olur. Sınırsız yetişen çocuklar, okul hayatına ve sosyal hayata uyum sağlarken zorlanabilir. Çocuklar, net sınırlar ve kurallar olmadığında veya bu kuralların tutarlı bir şekilde uygulanmadığında kafa karışıklığı yaşayabilirler. Bu durumda, çocuklar sınırları test etmek ve neyin kabul edilebilir olduğunu öğrenmek için istenmeyen zorlayıcı davranışlar sergileyebilirler. Sınır problemleri en çok hiyerarşik olarak çocuğun üstte olduğu aile profillerinde gözlemlenmektedir. Ebeveynler, sağlıklı ve tutarlı bir şekilde sınır koyamadığında çocuğun sınırları belirsizleşir ve çocuk koyulan sınırları ciddiye almamaya başlar.
Çocuklar profesyonel bir taklitçidir. Çocuklar, çevrelerindeki yetişkinlerin davranışlarını, birbirlerine ve çevreye olan tutumlarını ve iletişim tarzlarını gözlemleyerek öğrenirler. Dolayısıyla çocukların laf dinlememesinde etkili olan bir diğer faktöre model alma diyebiliriz. Örneğin evde öfkelendiğinde televizyon kumandasını fırlatan bir ebeveyni gören çocuk, istediği yapılmadığında ve öfkelendiğinde ebeveyninden gördüğü gibi öfkesini oyuncaklarını fırlatarak ifade edebilir.
Çocukların laf dinlememesindeki bir diğer faktör ise tutarsızlık. Ebeveynlerin koyduğu sınırların tutarlı olmaması, çocukların bu sınırlara uymakta zorlanmasına neden olabilir. Tutarsızlık, hangi davranışların kabul edilebilir olduğunu öğrenmelerini zorlaştırır. Yukarıda örnek olarak televizyon kumandası fırlatan ebeveyni görüp öfkelendiğinde kendi oyuncağını fırlatan çocuk örneği vermiştik. Oyuncak fırlatmanın her ne kadar yanlış bir davranış olduğunu söyleyip çocuğa sınır koymaya çalışsak da ebeveynin uyarısı ve kendi davranışı arasında tutarsızlık olduğu için çocuk o koyulan sınırı ciddiye almayıp gördüğünü yapmaya devam edecektir.
Çocuklar, dikkat çekmek amacıyla da laf dinlemeyebilir. Çocuklar, yeterince ilgi görmediklerini hissettiklerinde, negatif ilgi bile onlar için olumlu ilgiden daha cazip hale gelebilir. Ayrıca, çocuklar ebeveynlerinden ve çevrelerindeki insanlardan sevgi ve onay arayışı içindedirler; olumlu davranışları ile yeterince takdir görmediklerinde, olumsuz davranışlar sergileyerek dikkat çekmeyi deneyebilirler. Duygusal ihtiyaçlarını ifade edememek de bir diğer etkendir; kendilerini yalnız, sevilmez veya güvensiz hisseden çocuklar, bu duygularını sınırsızlık yaparak dışa vurabilirler. Örneğin evde yeterince ilgi görmeyen bir çocuk yalnızca sınırsızlık yaptığında fark edildiğini düşünüyorsa bu davranışlarını sürdürebilir.
·Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, sıklıkla laf dinlememe eğiliminde olabilirler ancak bu durum nörogelişimsel olduğu için diğer faktörlerde ayrı değerlendirilmelidir. Çünkü laf dinlememe durumu, onların kasıtlı olarak laf dinlememesi değil, bozukluğun getirdiği doğal bir sonuçtur. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, dikkatlerini sürdürmekte ve odaklanmakta zorlanırlar. Devamlı hareket halindedirler ve sabit bir yerde durmakta zorlanırlar; bu da onların düşünmeden hareket etmelerine, anlık kararlar almalarına neden olur; yönergelere uymalarını engeller. Sonuç olarak, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, beyinlerindeki bu biyolojik ve nörolojik farklılıklar nedeniyle talimatlara uymakta ve beklentilere uygun davranmakta zorluk çekerler.
Çocuğum Hiç Laf Dinlemiyor Ne Yapmalıyım?
İlk olarak sabırlı ve istikrarlı olmanız gerektiğini unutmamalısınız. Çocuklar zorlayıcı varlıklardır.
Tutarlı ve net sınırlar koymalısınız. Bir davranışı için uyarırken o davranışın neden yapılmaması veya yapılması gerektiği ile ilgili açıklamalar yapmalısınız çünkü çocuklar sorgulamayı sever. Akabinde yapmaması gereken davranışa alternatif sunarak onu anladığınızı gösterebilirsiniz. Örneğin çocuğumuz duvarları boya kalemleriyle çizmek istedi: “Hayır! Çizmek istiyorsun seni anlıyorum ama duvarlar boya kalemiyle çizilmek için değildir. İstersen resim kağıtlarına bir şeyler çizebilirsin.” Eğer dinlemeyip davranışını sürdürmek isterse ona seçenek sunabilirsiniz: “Eğer duvarları çizmeye devam etmeyi seçersen o kalemi elinden almamı seçmiş olursun.” Eğer çocuk devam etmeyi seçerse kalemi elinden mutlaka geri vermemek koşuluyla almalısınız. Böylelikle çocuk kendi davranışının sorumluluğunu almış olacaktır.
Sınır koyma adımlarını gerçekleştirirken tutarlı olmanız çok önemlidir. Bu tutarlılık yalnızca kendi içimizde değil, ebeveynler arası da olmalıdır. Örneğin baba kalemi çocuğun elinden alırken anne müdahale edip “tamam babası bir daha yapmayacakmış ver hadi kalemini” diyerek kalemi çocuğa geri verdirmeye çalışırsa tutarlılık gider ve babanın otoritesi sarsılmış olur. Çocuk, sınırlarıyla ilgili belirsizlik yaşayarak babanın sözünü kolay kolay dinlemez hale gelebilir veya baba sınır koyduğunda babayı anneye şikâyet etmeye çalışabilir. Bu nedenle ebeveynlerin mutlaka birbirleriyle iletişim halinde olup ortak tutumlar sergilemeleri büyük önem arz eder.
Çocuğunuzun sevildiğini ve değer gördüğünü hissedebilmesi için ebeveynler olarak çocuğunuzla beraber vakit geçirmeye çalışmalısınız. Çocuğunuzla iletişim kurmanız, onu dinleyip anlamaya çalışmanız onun sosyal ve duygusal gelişimi için oldukça önemli. Çocukların ne kadar iyi taklitçiler olduğundan bahsetmiştik. Özellikle onların bulunduğu ortamlarda davranışlarımıza, söylemlerimize ve tutumlarımıza olabildiğince filtrelemeye çalışmalıyız. Çocuklar bizlerin ayna görevini görürler, onlarda hangi davranışları görmek istemiyor veya istiyorsak kendi davranışlarımızı da ona göre şekillendirmeliyiz.
Tüm bu uygulamalara rağmen çocuğunuz hala laf dinlemiyorsa ve bu durum baş edilemez bir hal aldıysa, bir psikolog / uzman desteği almanız önerilir. Çocukların davranış problemleri bazen ebeveynlerin kendi başlarına çözemeyeceği kadar karmaşık ve derin olabilir. Bu tür durumlarda, bir çocuk psikoloğu, çocuğunuzun davranışlarının altında yatan nedenleri anlamak ve uygun müdahaleleri belirlemek için profesyonel destek sunar.
Çocuğunuzda sınır koyma, davranış düzenleme ya da duygusal regülasyonla ilgili zorluklar yaşıyorsanız, profesyonel bir destek almak süreci büyük ölçüde kolaylaştırır. Karşıyaka çocuk psikoloğu ve İzmir pedagog arayışında olan aileler için Haziran Psikoloji ekibi olarak çocuk, ergen ve aile çalışmalarında bilimsel temelli yöntemlerle ilerliyoruz. Bostanlı’daki merkezimizde sınır koyma, davranış problemleri, okul uyumu ve duygusal gelişim konularında hem çocuklara hem de ebeveynlere kapsamlı destek sunmaktayız. Daha sağlıklı aile dinamikleri oluşturmak ve çocuğunuzun gelişimini güçlendirmek için bize ulaşabilirsiniz.



