
İlişkide Ben: Sağlıklı Sınırlar ve Özgün Kimlik
İlişkilerde kendi kimliğinizi korumak ve sağlıklı sınırlar oluşturmak için pratik öneriler. Dengeli ve mutlu ilişkiler için uzman tavsiyeleri.
18 Ocak 2023
Doğduğumuz andan itibaren bu dünyada niye var olduğumuz, ne aradığımız, bizi neyin mutlu neyin mutsuz ettiğini kısacası bu dünyadaki var oluşumuzu ve kim olduğumuzu sorgulamaya ve anlamaya çalışırız. Bunu ancak bizim dışımızdaki diğeri ve başkaları üzerinden yapmamız mümkündür. Ötekine bakıp normalleri ve dengeleri oturtup bunların üzerinden, ilişkilerimize bakarak kim olduğumuz ile ilgili bir sonuca doğru gitmeye çalışırız. ‘Ben iyi ve yardımsever bir insanımın arkasında başkalarının iyiliğini düşünen ve belki de dertlerine çözüm arayıp elinden geleni yapan bir insan yatmaktadır. Atasözümüzün de dediği gibi “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”. Özetle, bizi gerektiğinde konfor alanımızın dışına çıkartmaya, değişime zorlayan, bizi biz yapan ve tanımlayan ilişkilerimizdir.
En basit tanımı ile ilişki, bir başkası ile kurduğumuz bir bağ, bağlantıdır. Gün içerisinde kısa ya da daha uzun süreli onlarca kişi ile ilişki kurabiliyoruz. Çok farklı ilişki türleri olmasına rağmen gelip geçici olanları saymazsak, aile, romantik çift ilişkileri, arkadaşlık ve tanışıklık ilişkileri olarak ayırmamız mümkün. Temeldeki değerlerimiz hepsinde aynı olsa da her birine yüklediğimiz anlam ve önemin farklılığı her bir ilişkiden beklentimizin de farklı boyutlarda olmasına ve bunun sonucunda her ilişkide hissedilen sevinç, üzüntü, hayal kırıklığı, keyif, çaresizlik, umutsuzluk, umut gibi duyguların da farklılığına yol açacaktır.
İlişkiyi nasıl öğreniyoruz?
Bebekliğimizden itibaren, hayatta kalma ve ilerleme becerilerimizi (yürüme, yemek yeme, konuşma vb.) başkalarını taklit ederek ve deneyerek öğrenmeye ve kazanmaya çalışırız. Gördüğümüz veya duyduğumuz şeyin aynısını yapmaya veya söylemeye çalışmak doğuştan bizlere verilen bir yetenek ve refleksif bir tepkidir. En önde gelen öğrenme biçimlerimizden biridir. Yapılan bir dansın figürlerini adım adım izleyip aynısını yapmaya çalışmak, duyduğumuz ama bilmediğimiz yabancı bir kelimeyi tekrarlamak, evimize aldığımız bir eşyanın kurulumundan bir yemeğin nasıl yapılacağını öğrenmeye kadar bu yöntemi her alanda kullanırız. Aynı şekilde diğer insanlarla kurduğumuz ilişkilere de öncelikle içinde bulunduğumuz ortamdaki kişileri (ki bunlar çoğunlukla anne babalarımızdır) rol model alarak; onların birbirlerine, dışarıdaki insanlara ve bizlere olan davranışlarına bakarak, gözlemleyerek, örnek alarak, taklit ederek başlarız. Bize bakım sağlayanlar ile olan yakınlığımız, ihtiyaçlarımızın zamanında görülüp karşılanması ya da karşılanmaması ilk deneyimlerimizdir. Yavaş yavaş ne yapıldığında nasıl tepki verildiğini, isteklerimize ve hedeflerimize ne yaptığımızda ya da yapmadığımızda ulaştığımızı veya ulaşamadığımızı fark ederek hem sevme sevilme anlamında hem de kendimizi koruma anlamında belli ilişki kalıpları geliştirir ve pekiştiririz. İlişkiler bize göre sağlanan faydalar ve kazançların tartıdaki dengesinin ağırlığıdır çoklukla. Ne istiyoruz ne bekliyoruz ve ne alıyoruzun içsel bir muhasebesidir bir anlamda.
Peki, ne tür ilişkiler arıyoruz ve nasıl yürütüyoruz? Ağzımızdan çıkan ‘ben güvenebileceğim, sevebileceğim, birlikte güzel şeyler paylaşacağım, sevincime hüznüme derdime ortak olabilecek arkadaşlar, dostlar, romantik ilişkiler arıyorum’ olsa da her ilişkimiz gerçekten de beklentimiz ve isteğimiz yönünde mi? Kendimizi farklı ilişkiler içerisinde buluyor muyuz? ‘Başta çok farklıydı sonra o ve aramızdaki ilişki çok değişti, ne oldu anlamıyorum’ diyor muyuz? Aradıklarımızın tam tersini bulduğumuz halde o ilişki içerisinde hala kalıyor muyuz yoksa olmadı deyip bırakıyor muyuz? Yoksa aslında doğru ve sağlam bir ilişkide olduğumuz halde kendimizi güvensiz hissedip arkamıza bile bakmadan dönüp kaçıyor muyuz? Çok başka başka arkadaşlıklar, ilişkiler kurdum ama yine de dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşıyorum, bunları neden yaşıyorum diyor muyuz? İlişki içerisinde nasılız? İlişkide daha fazla fedakarlıkta bulunan, daha sessiz, isteklerini, beklentilerini çok ortaya koyamayan çekinen, daha uzlaşmacı pasif taraf mı, yoksa ilişki içerisinde daha aktif daha baskın olan taraf mıyız? Rüzgara kapılıp akıntı yönünde mi savruluyoruz yoksa böyle olmalı, böyle etmeliler, -meli -malılar içerisinde ilişkilerimizi tümüyle kontrol etmeye, kontrol altında tutmaya mı meyilliyiz? O ilişki içerisinde hassas bir terazi bir alma verme dengesi var mı? Gerçekte ne aradığımızı, asıl ihtiyaçlarımızın ne olduğunun farkında mıyız? İlişkide nerede yer alıyoruz? İlişkimizden, o ilişki içerisindeki kendimizden tatmin miyiz? İlişki içerisindeki kendimizden memnun muyuz, mutlu muyuz?
Yaşamımıza anlam katan ve var oluşumuzu destekleyen ilişkiler ile olan yolculuğumuz tüm hayatımız boyunca devam edecek, bize eşlik edecektir. Kim olduğumuz ve başkalarına ne ifade ettiğimiz ile ilgili arayışlar belki de hayat boyu sürecek olan bir maceradır. Ancak bu yolculukta takıldığımız, zorlandığımız ya da tökezlediğimiz yerlerde tekrar sağlam bir şekilde ayağa kalkabilmek için bir şeyler yapmak, başa çıkamadığımız konularda bir psikolog yardımı almak belki de hayatımıza çok farklı bir yön verecek, bakış açımızı değiştirecek ve hayattaki yönümüzü daha rahat bulmamıza yardımcı olacaktır.