
Kilo ve Beden İmajı: Psikolojik Yaklaşım
Kilo ve beden imajı konusunda psikolojik yaklaşımlar. Sağlıklı yaşam ve öz kabul için destek rehberi.
1 Mart 2022
”Sürekli yemek yemek istiyorum. Diyet mi? Bir ara başlarım.”
Obezite, dünyadaki yetişkinlerin yaklaşık %42'sini etkileyen yaygın ve ciddi bir durumdur. Ayrıca, pandemi döneminin de obezitedeki ciddi artışı tetiklediğini söyleyebiliriz.
Obezite, yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruh sağlığını da önemli derecede etkilemektedir.
Fazla kilolu veya obez iseniz, hem fiziksel hem de ruh sağlığınıza yardımcı olmak için atabileceğiniz adımlar vardır.
Obezite Ruh Sağlığınızı Nasıl Etkiler?
Obezite ve ruh sağlığı arasındaki ilişkinin doğası kişiden kişiye farklılık gösterir. Bazı insanlar için duygusal sıkıntı aşırı yemeye yol açabilir. Yiyecekler, aşırı kilo alımı ve obezite ile sonuçlanabilecek stresle başa çıkmanın bir yolu olabilir. Diğerleri için obezite duygusal sıkıntıya neden olabilir. Fazla kilolu olmak, kişinin kendisi hakkında olumsuz duygulara yol açabilir. Obeziteye sahip bireyler, diğer insanlar tarafından damgalanma ile de karşılaşabilir.
Bu deneyimler benlik saygısını azaltabilir. Obez olan insanlar, olumsuz duygularla baş etmeyi zorlaştırabilecek olumlu etkinliklere katılmayı zor bulabilirler.
Örneğin, çeşitli araştırmalar, obezitenin duygudurum ve kaygı bozuklukları ile bağlantılı olduğu sonucuna varmıştır. Yani obezite sorununa eş olarak kaygı bozukluğu ve duygudurum bozukluğu geliştirme olasılığınız oldukça yüksektir.
Obezite ile Bağlantılı Ruh Sağlığı Durumları
Obezite, kaygı bozukluğu ve depresyon gibi bozukluklarla önemli derecede ilişkilidir.
1. Kaygı Bozukluğu
Kaygı bozukluğu, önemli bir bozukluktur. Obez olan kişilerin yaygın kaygı bozukluğu, panik bozukluk ve sosyal fobi dahil olmak üzere kaygı bozuklukları yaşama olasılığı daha yüksektir.
● Yaygın kaygı bozukluğu, bir kişinin yaşamının birçok alanı hakkında aşırı endişeyi içerir.
● Panik bozukluğu genellikle diğer kaygı bozuklukları ile birlikte ortaya çıkar. Panik bozukluğu olan kişiler, göğüs ağrısı, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi semptomları da içeren yoğun panik ataklar yaşarlar.
● Sosyal fobide, bir kişinin anksiyetesi esas olarak diğer insanlarla sosyal etkileşimlerde bulunması gerektiği durumlarda ortaya çıkar.
Kaygı bozukluğu ve obezite, çocuklukta istismar öyküsü ve nevrotiklik, eleştiriye duyarlılık ve stresten kaçınma eğilimi gibi kişilik özellikleri gibi bazı ortak risk faktörlerini de paylaşır.
2. Depresyon
Depresyon, üzüntü, aktivitelere veya hobilere ilgi kaybı ve kişinin kendisiyle ilgili olumsuz duygular barındırmasını içeren bir duygudurum bozukluğudur. Artan iştah ve kilo alımı, depresif bireyleri obezite geliştirme riskine sokabilen yaygın depresyon semptomlarıdır. Obezite ve depresyon arasındaki bağlantı, ergenlik dönemindeki kızlarda oldukça yaygın görülmektedir.
Depresyon ve obezite arasındaki ilişki üzerine yapılan araştırmalar, bazı durumlarda depresyona sahip olmanın obeziteye yol açabileceğini bulmuştur. Mevcut depresyonu olan insanlar için kontrolsüz yeme davranışı, zamanla aşırı kilo alımına yol açabilecek olumsuz duygularla başa çıkmanın bir yolu olabilir.
Depresyonda hissetmek, aynı zamanda, kilo alımına da katkıda bulunabilen, fiziksel aktiviteye katılmak için düşük enerji ve düşük motivasyona yol açabilir. Mevcut obezitesi olan kişilerde bu durumla baş etmenin stresi ve kişinin hayatına etkisi olumsuz duygulara yol açarak depresyona dönüşebilir.
Obezite ile Baş Etmenin Yolları
Kilonuz ile fiziksel ve zihinsel sağlığınız arasında güçlü bir bağlantı vardır. Bazı yaşam tarzı değişiklikleri yaparak, hayatınızın bu alanlarını iyileştirebilirsiniz.
1. Sağlıklı bir diyet sürdürün
Fazla kilolu veya obez iseniz, sağlıklı bir diyet yapmak ve kalori alımınızı sınırlamak, kilo vermenize ve obezite ile ilgili sağlık sorunları riskinizi azaltmanıza yardımcı olabilir.
2. Dikkatli yeme alıştırması yapın
Farkındalık meditasyonu, şimdiki anın farkında olma uygulamasıdır. Meditasyon üzerine yapılan araştırmalar, anksiyeteyi, depresyonu ve tıkınırcasına yemeyi azaltmaya yardımcı olabileceğini bulmuştur. Düzenli olarak meditasyon yapmak beyni gerçekten değiştirebilir. Meditasyon bunu, beynin duyguların işlenmesinden sorumlu alanı olan amigdaladaki aktiviteyi değiştirerek ve doğal yaşlanmanın neden olduğu değişiklikleri yavaşlatarak veya tersine çevirerek yapar. Düzenli olarak meditasyon yapmak, ne ve nasıl yediğinizin daha fazla farkında olmanızı sağlayarak duygusal yemeyi azaltmaya da yardımcı olabilir.
Farkındalık meditasyonunu uygulamanın birçok farklı yolu vardır. Uygulamada yeniyseniz, bir rehber yardımıyla yapmayı düşünebilirsiniz. Bir alıştırmada size yol gösterebilecek birçok çevrimiçi uygulama ve video bulunmaktadır.
3. Bilişsel Davranışçı Terapi
Diyet yönetimi, obezite semptomlarını önemli ölçüde iyileştirebilir, ancak bu en çok bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik müdahalelerin yanına yerleştirildiğinde etkilidir. Bu yöntem, danışanın düzensiz yemenin temel nedenlerini anlamasını sağlar ve danışanda aşırı yemeye yol açabilecek anksiyete ve depresyon ile nasıl başa çıkılacağını öğretir.