Kendini nasıl sevebilirim? Öz-şefkat ve psikolojik farkındalık

Kendimizi sevmek, aslında hayatımız boyunca kuracağımız en uzun ve en derin ilişkidir diyebiliriz. Çoğu zaman mutluluğu dışarıda bir yerlerde, bir başkasının onayında ya da elde ettiğimiz başarılarda arayabiliyoruz. Oysa asıl ihtiyacımız olan şefkat ve kabullenilme duygusunu başkalarından beklemek yerine kendimize gösterebilmektir. Bu, kusurlarımızı birer birer yok etmeye çalışmak değil aksine onları birer yaşanmışlık olarak kabul edip yolumuza devam edebilmektir.


Kendini sevmek kavramı bugünlerde özellikle de sosyal medyada daha sık karşımıza çıkmaya başladı. Bu kavram genellikle de yanlış anlaşılabiliyor. Kendimizden çok memnun olmak, özgüvenli hissetmek ya da aynaya bakıp olumlamalar yapmak gibi algılanabiliyor.


Kendini sevmek tek bir cümleyle çözebileceğimiz ve bir günde kazanabileceğimiz bir beceri değildir. Tüm beceriler gibi zaman içinde gelişip şekillenebilir. Daha çok bizlerin kendi iç dünyamızla kurduğumuz ilişkinin zaman içinde şekillenen bir sonucudur diyebiliriz.


Bu yazımızda kendini sevmenin ne anlama geldiği, kendimizle bağ kurmakta neden zorlandığımız, ilişkilerimizi nasıl etkilediği, kendimizi sevebilmenin hayatımıza kattıklarına değineceğiz. Ayrıca “kendimi nasıl sevebilirim?” sorusuna uygulanabilir çözümler önereceğiz.


 

KENDİNİ SEVMEK NE DEMEKTİR?


Kendimizi sevmek; her zaman iyi hissetmek, her şartta mutlu olmak ya da kendimiz ile ilgili hiçbir şeyden rahatsız olmamak anlamına gelmez. Aksine, yalnızca iyi hissettiğimiz zamanlarda değil, zorlandığımız, dağıldığımız, hata yaptığımız anlarda da kendimize anlayış ve şefkat gösterebilmektir. Kendimize en yakın dostumuza bakar gibi bakabilme becerisidir. Yani sadece iyi olarak gördüğümüz yanlarımızla değil, kabul etmekte güçlük çektiğimiz yanlarımızda da kendimiz ile olan bağımızı koparmamaktır diyebiliriz.


Psikolojik açıdan kendini sevmek; kendimizi sürekli geliştirmemiz gereken bir proje gibi görmek değil de zaten var olan hâlimizle ilişki kurabilmektir. Bu değişmek istememek ya da değişime karşı olmak anlamına gelmez. Değiştirmek ya da daha iyi olmasını arzu ettiğimiz taraflarımız olabilir. Ancak kendini sevmek bu değişimi kendimizi değersiz hissettiğimiz için değil de kendimizi geliştirmek için istemek anlamına geliyor diyebiliriz.



KENDİMİ NEDEN SEVEMİYORUM?


“Kendimi sevemiyorum” dediğimizde, çoğu zaman bunun nedenini yalnızca kendimizde arıyor olabiliriz. Yeterince güçlü olmadığımızı, daha olumlu olmamız gerektiğini düşünebiliyoruz. Kendimizi sevmekte zorlanmamızın tek bir sebebi olmayabilir.


Birçoğumuz kendimize karşı olumsuz bir dille büyütülmüş olabiliriz. Hata yapmaya çok izin verilmeyen, duyguların pek ciddiye alınmadığı ya da “daha iyisini yapmalıydın” sözlerinin sık duyulduğu ortamlarda yetişmiş olabiliriz. Böyle yerlerde büyüdüğümüzde, kendimize anlayışlı olmayı öğrenememiş olmamız çok anlaşılabilir. Bu yüzden de yetişkinlikte kendimizi ancak başarılıyken, güçlüyken ya da başkalarını mutlu ederken kabul edilebilir görebiliriz.


Aslında kendimizi sevemememizin altında çoğu zaman bizden kaynaklanan bir eksiklik olmayabilir. Taşımak zorunda kaldığımız yükler, diğerlerinin beklentileri, öğrendiğimiz düşünme biçimleri ve yıllardır içimizde dolaşan eleştirel sesler kendimizle barışık olmamıza ve kendimizi sevmemize engel oluşturuyor olabilir. Böyle zamanlarda kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek gerçekten zorlaşabilir.



KENDİMİZLE NASIL KONUŞUYORUZ?


Günlük hayatta zihnimizden geçen düşüncelere ve yaptıklarımıza bakarak kendimizle ile kurduğumuz ilişki biçiminin nasıl olduğunu fark edebilmemiz mümkün. Kendimizi sevip sevmeme hali gün içinde farkında olmasak bile kendimize söylediğimiz cümlelerle şekilleniyor olabilir. Bir hata yaptığımızda ya da kendimizi yetersiz hissettiğimiz anlarda içimizden geçen sözler, kendimizle nasıl bir ilişki kurduğumuzu gösterebilir.


Kendimizi başkalarıyla kıyasladığımız anlar da olabilir. Sosyal medyada gördüklerimiz, iş hayatındaki başarılar ya da başkalarının ilişkileri, kendi hayatımızı daha eksik hissetmemize neden olabilir. Eğer bu ses daha çok eleştiren, aceleci ya da sert bir tondaysa, zamanla kendimizden uzaklaştığımızı hissedebiliriz. Bu da bizim kendimizden bile rahatsız olmamıza yol açabilir.


Bu şekilde konuşmayı çoğu zaman bilerek seçmiş olmayabiliriz. Geçmişte duyduklarımız, çocuklukta gözlemlediğimiz davranış biçimleri ya da sık sık başkalarıyla kıyaslanmamız, zamanla kendi kendimize söylediğimiz sözlere dönüşmüş olabilir. “Daha iyisini yapmalıydım”, “yine beceremedim” “sen başarısız birisin” gibi cümleleri kendimize söyledikçe bizde var olan güzellikleri görmekten uzaklaşabiliriz. Kendimizi sevmekte zorlanmamız da çoğu zaman bu sert iç konuşmayla besleniyor olabilir.



KENDİNİ SEVEMEYEN BİRİ İLİŞKİDE NASILDIR?


Kendimizi sevmekte zorlandığımızda, ilişkilerde yaşadıklarımız da bundan etkilenmeye başlayabilir. İlişki, bu noktada güvenli bir bağdan çok, onay aradığımız bir alan hâline gelebilir. Bazen olduğumuz hâlimizle yetmekte zorlanıp, karşımızdakinin beklentilerine göre şekillenmeye daha yatkın olabiliriz. “Yeterli miyim?” ya da “Beni gerçekten seviyor mu?” gibi sorular zihnimizde sık sık yer bulabilir.


Böyle zamanlarda partnerimizin davranışlarını daha kolay kişisel algılıyor olabiliriz. Geç gelen bir mesaj, ertelenen bir buluşma ya da küçük bir eleştiri, bizde değersizlik ya da kaybedilme korkusunu tetikleyebilir. Sevildiğimizi duymaya ve hissetmeye ihtiyaç duyarız; partnerimiz bunu bize ifade ediyor olsa bile kendimize duyduğumuz güvensizlikten ötürü bir süre sonra yeniden aynı şeyleri sorgulamaya başlayabiliriz.


Kendimizle kurduğumuz ilişki zorlayıcı olduğunda, sınır koymak da bizim için kolay olmayabilir. Kaybetme korkusu, “hayır” dememizi zorlaştırabilir. Kendi ihtiyaçlarımızı geri plana atıp, rahatsız olduğumuz konuları dile getirmemeyi seçiyor olabiliriz. Bu da zamanla içimizde bir yorgunluk ve kırgınlık birikmesine yol açabilir.


Bazı ilişkilerde aşırı verici olurken, bazılarında ise mesafe koymayı tercih ediyor olabiliriz. Yakınlık bir yandan çok istenirken, bir yandan da incinme ihtimali bizi tedirgin edebilir. Bu gelgitler hem bizim için hem de ilişkide olduğumuz kişi için yorucu bir hâl alabilir.


Kendini sevmeyi öğrenme sürecinde içsel farkındalık ve kabul



KENDİMİZİ SEVMENİN HAYATIMIZA KATTIĞI FAYDALAR


Zorlayıcı Duygularla Daha Sağlıklı Baş Edebilmek: Kendimizi sevmeye başladığımızda hayat bir anda kusursuz bir hâl almayabilir. Zorlanmalar, problemler ve belirsizlikler yine varlığını sürdürebilir. Ancak bu zorluklara bakış açımız ve deneyimlerimiz farklılık gösterebilir. Kendimizi sevmeye alan açtığımızda, hayat belki daha kolay olmaz ama taşıması daha kolay bir hale gelebilir. Yaşadıklarımızı tek başımıza göğüslemek zorundaymışız gibi hissetmediğimiz anlar artabilir.


Kendimizi Daha Güvende Hissetmek: Kendimizi sevmek, çoğu zaman iç dünyamızda daha güvenli bir alan yaratmakla başlar. Hata yaptığımızda kendimizi tamamen değersiz hissetmek yerine, “zorlandım ya da hata yaptım ama bu beni yetersiz biri yapmaz” diyebilmek mümkün hâle gelebilir. Bu bakış açısı, kaygıyı ve sürekli tetikte olma hâlini bir miktar azaltarak daha güvende hissedebilmemize yol açar. Kendimize karşı daha adil davrandıkça, içsel yorgunluğumuzun da yavaş yavaş hafiflediğini fark edebiliriz.


Sınır Koyabilmek ve Tükenmişliği Azaltmak: Kendimizi sevebilmeye başladığımızda değerimizi fark edebilmemiz daha mümkün hale gelebilir. Karşımızdakinin beklentilerine göre hareket etme ve onay alma ihtiyacımız azalabileceğinden istemediğimiz şeyleri ifade edebilmek ve sınır oluşturabilmek daha mümkün hale gelebilir. Bu da zamanla tükenmişlik hissinin azalmasına ve ilişkilerde daha net bir duruş sergileyebilmemize katkı sağlayabilir.


Daha Dengeli İlişkiler Kurabilmek: Kendimizi sevmeye alan açtıkça, ilişkilerdeki duruşumuz da fark edilir şekilde değişmeye başlayabilir. Kendimize verdiğimiz değer arttıkça, bizi değersiz hissettiren ilişkilerde kalmak bizi zorlayabilir. Sürekli onay aramak, karşı tarafın ruh hâline göre şekil almak ya da kendi ihtiyaçlarımızı geri plana itmek daha görünür ve bizim tarafımızdan kabul edilemez bir hâle gelebilir. Bu farkındalık, ilişkilerde daha dengeli bir yerde durmamıza yardımcı olabilir.


Kendimizi sevmek, yalnız kalmaktan hiç korkmadığımız anlamına gelmeyebilir. Ancak sırf yalnız kalmamak için kendimizi yok saydığımız ilişkilerde kalmak da giderek daha zor bir hâl alabilir. Karşımızdaki kişiyle daha açık, daha gerçekçi ve daha eşit bir ilişki kurma ihtimali güçlenebilir. Bu da ilişkilerin daha güvenli ve sürdürülebilir olmasına katkı sağlayabilir.


Değişimle Daha Sağlıklı Bir İlişki Kurmak: Kendimizi sevdikçe, değişimle olan ilişkimiz de dönüşebilir. Değişmek artık “yetersiz olduğumuz için yapmak zorunda kaldığımız” bir çaba gibi hissettirmeyebilir. Daha çok, kendimize iyi gelmesini istediğimiz için attığımız adımlar hâline gelir. Bu bakış açısı, üzerimizdeki beklenti baskısını azaltabilir ve gelişimi daha gerçekçi bir zemine taşıyabilir.



KENDİMİ SEVEBİLMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİM?


Kendimizle Kurduğumuz İç Diyaloğu Fark Etmek

Kendimizi sevmeye giden yol, çoğu zaman kendimizle nasıl konuştuğumuzu fark etmekle başlar. Gün içinde hata yaptığımızda, bir şeyleri yetiştiremediğimizde, zorlandığımızda ya da ertelediğimizde içimizden geçen cümlelere kulak vermek önemli bir adım olabilir. İç sesimiz sert ve eleştirel olduğunda onu fark etmek, nereden geldiğini anlamaya çalışmak, kendimizle kurduğumuz ilişkinin tonunu yavaş yavaş değiştirebilir.


Duygularımıza Alan Açmak

Kendimizi sevmek yalnızca olumlu olarak gördüğümüz duyguları kabul etmek anlamına gelmez. Olumsuz, olmaması ve gösterilmemesi gerektiğini düşündüğümüz üzüntü, kırgınlık, öfke gibi duygularımızın da varlığını kabul edip onlara yer açabilmek fayda sağlayabilir. Duygularımızı bastırmak yerine anlamaya çalışmak kendimizle olan bağımızı güçlendirmemize yardımcı olabilir.


Kendimize Daha Şefkatli Davranmayı Denemek

Kendine şefkat, hata yaptığımızda kendimizi sertçe yargılamak yerine zorlandığımızı kabul edebilmekle ilgilidir. Bunu büyük dönüşümlerle değil, küçük denemelerle başlatabiliriz. Zor bir günün sonunda kendimize biraz daha dinlenme alanı tanımak ya da içimizdeki dili yumuşatmak, bu şefkatin günlük hayattaki karşılığı olabilir


Daha fazlası için "Öz Şefkat: Kendini Anlama ve Kabul Sanatı" başlıklı makalemize de göz atabilirsiniz.


Sınır Koymayı Öğrenmek

Kendimizi sevmek, başkalarının beklentileriyle kendi ihtiyaçlarımız arasındaki dengeyi kurabilmeyi de içerebilir. Her şeye “evet” demek çoğu zaman iyi niyetin değil, kendimizi ihmal etmenin bir göstergesi olabilir. Küçük sınırlar koymak, kendi alanımızı fark etmemizi ve onu korumamızı kolaylaştırabilir.


Daha fazlası için "Hayır Diyebilmek: Sınırları Belirlemek ve Kendimizi Korumak" başlıklı makalemize de göz atabilirsiniz.


Küçük ve Gerçekçi Adımlarla İlerlemek

Kendini sevmek bir anda gerçekleşen bir süreç olmayabilir. Büyük hedefler koymak yerine, günlük hayatta uygulanabilir küçük adımlar daha rahat ilerlememizi ve sürdürülebilir olmasını sağlayabilir.



PROFESYONEL DESTEK NE ZAMAN DÜŞÜNÜLEBİLİNİR?


Kendimizle kurduğumuz ilişki zaman zaman hepimiz için zorlayıcı olabilir. Ancak bu zorlanma uzun süredir devam ediyor ve günlük yaşamımızı belirgin şekilde etkiliyorsa, profesyonel destek almak yardımcı olabilir. Sürekli yetersizlik hissi, yaptıklarımızdan keyif alamama ya da içsel huzursuzluğun kalıcı hâle gelmesi, bu yükü tek başına taşımanın zorlaştığını gösterebilir.


Hepimizin içsel eleştirel bir sesi olabilir. Ancak bu ses sürekli devredeyse ve bizi durmadan suçluyorsa, zamanla yıpratıcı bir hâl alabilir. Kendimize karşı ne kadar sert davrandığımızı fark edip bunu değiştirmekte zorlanıyorsak, bu noktada destek almak rahatlatıcı ve dönüştürücü olabilir.


İlişkilerde sürekli aynı döngüleri yaşıyor olmak da kendimizi sevmekte zorlandığımız alanlara işaret ediyor olabilir. Değersiz hissettiren ilişkilerde kalmak, sınır koyamamak ya da terk edilme korkusuyla kendimizi geri plana atmak bu döngülerden bazıları olabilir. Bunları tek başımıza anlamlandırmak her zaman kolay olmayabilir.


Daha fazlası için "İlişkilerde Duygusal Bağımlılık: Farkındalık ve Çözüm Yolları" başlıklı makalemize de göz atabilirsiniz.

Profesyonel destek almak için çok kötü hissetmek şart değildir. Bazen sadece kendimizi daha iyi tanımak ve iç dünyamızla daha sağlıklı bir ilişki kurmak istediğimiz bir dönemde de danışmanlık almak isteyebiliriz

 

Kendini sevmek kusursuz olmak anlamına gelmez. Kendimizle temas hâlinde kalabilmek, zorlandığımız anlarda da kendimizi dışlamamayı öğrenebilmekle ilgilidir. Bu bir hedef değil, zaman içinde şekillenen bir ilişkidir. Ve her ilişki gibi, emekle ve farkındalıkla güçlenebilir.

 

 

Sıkça Sorulan Sorular


Kendini sevmek bencillik midir?

Kendini sevmek çoğu zaman bencillikle karıştırılabilir. Oysa kendini sevmek, başkalarını yok saymak ya da sadece kendi ihtiyaçlarını merkeze almak değildir. Aksine, kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark edebilen biri, başkalarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurabilir. Kendimizi sevmediğimizde fedakârlık yaptığımızı düşünebiliriz; ancak bu durum çoğu zaman içten içe biriken kırgınlıklarla sonuçlanabilir.


Kendimi sevdiğimi nasıl anlayabilirim?

Kendini sevdiğini anlamak genellikle büyük duygusal fark edişlerle değil, küçük gündelik hâllerle ilgilidir. Zorlandığımızda kendimize nasıl davrandığımıza bakmak iyi bir gösterge olabilir. Hata yaptığımızda kendimizi değersiz hissetmiyorsak, yorulduğumuzu kabul edip durabiliyorsak, ihtiyaçlarımızı fark edebiliyor ve ertelemiyorsak, bu kendimizle daha sağlıklı bir ilişki kurmaya başladığımızı gösteriyor olabilir.


Kendini sevmek özgüvenle aynı şey midir?

Kendini sevmek ve özgüven birbiriyle ilişkili kavramlar olsa da aynı şey değildir. Özgüven daha çok “ne yapabilirim?” sorusuyla ilgilidir. Kendini sevmek ise “ne yaşarsam yaşayayım kendimle kalabilir miyim?” sorusunu içerir. Özgüven zaman zaman düşebilir; ancak kendimizle bağımız varsa bu iniş çıkışlar daha az yıpratıcı hale gelebilir.


Kendimi sevemiyorsam bu bir problem mi?

Kendini sevememek bir “problem” değil, çoğu zaman bir sinyaldir diyebiliriz. İç dünyamızda uzun süredir görülmeyen, ihmal edilen ya da bastırılan ihtiyaçlar olduğuna işaret edebilir. Bu durum bir eksiklikten ziyade, kendimizle ilişkimizi yeniden gözden geçirme çağrısı olarak düşünülebilir.


Kendini sevmek sonradan öğrenilebilir mi?

Evet, kendini sevmek öğrenilebilir bir süreçtir. Doğuştan gelen bir özellik değildir. Kendimizle kurduğumuz ilişki; yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz ve içselleştirdiğimiz deneyimlerle şekillenir. Bu nedenle farkındalık kazandıkça ve küçük adımlar attıkça, kendimizle daha şefkatli bir bağ kurmak mümkündür.


Kendimi sevmek için önce her şeyi yoluna koymam gerekir mi?

Kendini sevmek için “daha iyi bir versiyon” olmayı beklemek oldukça yaygındır. Ancak çoğu zaman kendini sevme hâli, her şey yoluna girdikten sonra değil; yolun tam ortasında gelişir. Hayat zorlayıcıyken, dağınıkken ve belirsizlikler varken de kendimizle bağ kurmayı öğrenmek mümkündür.


Kendini sevme sürecinde profesyonel destek gerekli mi?

Herkes için şart olmasa da bazı durumlarda profesyonel destek oldukça faydalı olabilir. Özellikle yoğun iç eleştiri, değersizlik duygusu, tekrarlayan ilişki sorunları ya da duygusal olarak sıkışmış hissetme hâli varsa, terapi süreci kendimizle kurduğumuz ilişkiyi anlamlandırmada destekleyici bir alan sunabilir.


Kendimi sevmek ilişkilerimi değiştirir mi?

Evet, kendimizle kurduğumuz ilişki değiştikçe başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler de değişir. Sınır koymak kolaylaşabilir, onay ihtiyacı azalabilir ve ilişkiler daha dengeli bir hâl alabilir. Bu her zaman ilişkilerin sorunsuz olacağı anlamına gelmez; ancak daha gerçekçi ve sağlıklı bağlar kurmayı destekler.


Kendini sevmek sürekli iyi hissetmek demek midir?

Hayır. Kendini sevmek sürekli mutlu, motive ya da güçlü hissetmek değildir. Zorlayıcı duygularla da temas edebilmek, iyi hissetmediğimiz hâllerde kendimizi dışlamamak kendini sevmenin önemli bir parçasıdır.


Sevmediğim fiziksel özelliklerim varken kendimi nasıl sevebilirim?

Kendini sevmek, her şeyin "mükemmel" olduğunu düşünmek değildir. Bu bir öz-kabul sürecidir. Kusurlarımızı sevmek zorunda değiliz, ancak onlara rağmen kendimize şefkat göstermeyi ve vücudumuzun bize sunduğu imkanlara (yürümek, nefes almak, hissetmek) odaklanmayı seçebiliriz.


Kendini sevmek her zaman mutlu hissetmek mi demektir?

Hayır. Kendini sevmek, üzgün, öfkeli veya yorgun olduğumuz anlarda da kendimize bu duyguları hissetme izni verebilmektir. Zor zamanlarda kendimizi yargılamak yerine, kendimize destek olma halidir diyebiliriz.

Son Yazılarımız

Son Yazılarımız

Psikoloji alanındaki en son yazılarımızı inceleyin.

Psikoloji alanındaki en son yazılarımızı inceleyin.

İlişkide güven sorunu yaşayan çiftler arasında duygusal mesafe ve iletişim problemi
İlişkide güven sorunu yaşayan çiftler arasında duygusal mesafe ve iletişim problemi

İlişkide güven sorunu neden olur? Güvensizlik, kıskançlık ve aldatma sonrası güven nasıl yeniden kurulur? Uzman psikolojik bakış açısıyla ele alıyoruz.

Kendini nasıl sevebilirim? Öz-şefkat ve psikolojik farkındalık
Kendini nasıl sevebilirim? Öz-şefkat ve psikolojik farkındalık

Kendini sevmek neden zor? Psikolojik açıdan öz-değer, öz-şefkat ve sağlıklı sınırlar üzerinden kendini sevmenin yolları.

İlk tanışmada konuşan iki kişi, doğal ve samimi bir ortam
İlk tanışmada konuşan iki kişi, doğal ve samimi bir ortam

İlk tanışmada ne sorulur, hangi sorulardan kaçınılır? İlk buluşmada iletişimi güçlendiren sorular ve psikolojik öneriler bu rehberde.

İlişkide güven sorunu yaşayan çiftler arasında duygusal mesafe ve iletişim problemi

İlişkide güven sorunu neden olur? Güvensizlik, kıskançlık ve aldatma sonrası güven nasıl yeniden kurulur? Uzman psikolojik bakış açısıyla ele alıyoruz.

Kendini nasıl sevebilirim? Öz-şefkat ve psikolojik farkındalık

Kendini sevmek neden zor? Psikolojik açıdan öz-değer, öz-şefkat ve sağlıklı sınırlar üzerinden kendini sevmenin yolları.